eski arkadaşımdı gülsüm. yurtta tanışmıştık. evrendeki tek sabit noktamdı. her şey biteviye altımdan kayıp, üstümden uçup kaçmış, insanlar bir istasyona uğrayan trenler gibi ömrüme uğrayıp gitmiş, kimsecikler kalmamış ama gülsüm kocaman bir kaya gibi orada durmuş, yıllara ve yollara meydan okumuş, beni hiç bırakmamıştı. ben binlerce kez eşeklik etmiştim, o yine de “yetti be” deyip gitmemişti. darılmamış, yorulmamıştı. bu sabah da çağrıma kulak vermiş, koşup gelmiş, beni yine ters dönmüş bir böcek gibi debelenirken bulmuştu.
“bir daha bana küsersen gebertirim seni.”
kapıyı açar açmaz tutup kendine çekti, sımsıkı sarıldı.
“of. ne fena biriyim ben, gülsüm.”
“nasılsın? iyi misin?”
“değilim.”