1900’lerin başı. Yer küçük liman kenti Colebrook. Yan yana sarı tuğlalı iki çirkin kulübe. Birinde emekli kıyı kaptanı Hagberd oturuyor. Yanında kiracıları; gözleri görmeyen babasıyla yaşayan Bessie. Üç yıl önce gelmiş kasabaya Hagberd. Geliş nedeni, belki de birinin alay etmek için gönderdiği bir mektup. 16 yıl önce evden kaçan oğlunun burada olduğuna dair birkaç satır. O günden beri de parasını harcamayıp oğlu için biriktiriyor. Çünkü onun “yarın” döneceğine inanıyor.
Bessie de bu hafif çatlak adamla birlikte o “yarın”ı beklemeye başlıyor. Çünkü Kaptan Hagberd, Bessie’yi oğlu Harry için biçilmiş kaftan olduğuna, evleneceklerine inandırıyor. Bekleyiş sürecinde artık bir eşlikçisi var. Bessie oğlunun bir gün geleceğine inanmasa da, babasıyla yaşadığı cehennem hayatından kurtulmak için bir kaçış yolu olarak görüyor “yarın”ı.
James Conrad’ın Yarın adlı 41 sayfalık eseri, 1902’de basılmış. O 41 sayfada duygu yoğunluklarını, ruhlarındaki gelgitleri öyle çok hissediyorsunuz ki, bittiğinde sarsılıyorsunuz. Ben bir tiyatro sahnesinde izliyormuş gibi hissettim. Ve bittiğinde hepsini ayakta alkışlamak istedim. Görseli de, benim hissettiklerimi aktarmamla yapay zeka çizdi. Ki aklımdaki tam da buydu.
Hep yarını beklerken bugünü kaçıranlara…