Sanki ortada asılacak biri var gibiydi. Gerçekten asılırsa ölürdü ve her şey biterdi. Ancak kişi asılma hazırlıklarına tanıklık etmek zorunda bırakılırsa ve ilmik gözünün önünde sallanırken bağışlandığını öğrenirse, yaşamı boyunca bunun acısını çekebilir.
Sayfa 20 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
yaşamın bir-iki basit belirti ve karardan oluştuğunu; ölümün doğum anında kök saldığını ve insanın ömür boyu bu kökü sulayıp yetiştirmekle yükümlü olduğunu düşünüyordu.
13 14 yaşınlarında bir kız çocuğu. Savaşın ortasında hayatın gerçekleriyle nasıl yüzleşir?
Kimi zaman yaşının bu denli küçük oluşuna hayretler ettim. Kimi zaman içindeki çocuğu görüp kaybetmediği için mutlu oldum.
Öyle bir aile düşünün ki; çevresinde uçak sesleri, radyoda ölüm çığlıkları duyarken belki de yaşayacağı son gün olabileceğini bildiği halde öğrenmekten, okumaktan, tartışmaktan vazgeçmeyen. Dil öğrenen, çeviriler yapan, bir somun ekmekle kitabı bir tutan insanlar düşünün. Ellerinde olan kısıtlı imkanlarla kitaplar isteyen.
Küçük bir kızın hatıra defteri ve Can Yücel çevirisi olduğu halde, kitap öylesine yavaş aktı ki. Yeri geldi ağır bir kitapmışçasına sayfayı çeviremedim. 2 gün elime alamadım. Gerçekler çoğu şeyden daha ağır, bir kez daha anladım.
Sonsöz’ün bende bıraktığı izle birlikte, şiddetle okumanız gerektiğini düşünüyorum.