Bildiğimiz bir dilde, seslerin donukluğunun yerini fikirlerin şeffaflığı almıştır. Oysa bilmediğimiz bir dil, sevdiğimiz kişinin içinde bizi aldatabileceği kapalı bir saraydır; biz dışarıda aczimizle umutsuzca kasılmış halde, hiçbir şeyi göremez, engelleyemeyiz.