Ama Kabil yaşadı, çocukları oldu, Habil ise sadece öyküde yaşıyor. Biz Kabil’in evlatlarıyız. Binlerce yıl sonraki bir asırda, bizim üç yetişkin adam olarak oturup bu cinayeti sanki dün King City’de işlenmiş ve henüz mahkemesi görülmemiş gibi tartışmamız tuhaf değil mi?
Roman severler, kurgusal karakterler aracılığıyla aslında kendi hayatlarını okuyan insanlardır. Bizden çok farklı hayatlara tanıklık ederken, bir anda kendi hayatımızı görüyormuş gibi hissederiz; sanki yazar içimizi okumuştur. Bu yüzden romanları elimizden bırakamayız.