Betül Demir

Gerçek ve çok yakın bir Tarih
7/10
·212 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:48
Osmanlı Devleti'nin içerisinde yaşayan milletlerin, devletin çöküşünden sonraki pay alma hırsının sivil yaşamda ne kadar yer bulabildiğini, bu hırsa sahip olan olmayan herkesin hedefin bu kadar sözümona kolay olduğunu gördüğünde aslında ne kadar da ilgilendiğini, bu kaotik ve yönetimsiz ortamda hayatta kalış mücadeleleri ve hayatlar alışlarını görüyoruz kitapta. Bu sebeple dönemin sosyolojisini çok güzel yansıtıyor ve o tarihlerdeki milletler arası ilişkilerin hiç olmadığı kadar gri olduğunu gösteriyor. Kitap 1900'lerden 1922'lere kadar yaşayan bir Rum erkeğin gözünden yazılmış. Her ne kadar bu gözle okusanız da böylesi bir kaos ve belirsizlik döneminde dahi birlikleri toplayıp ordu haline getiren, artık çoktan kaybedildi denilerek umut namına bir şey kalmamış zamanlarda bile motivasyon oluşturabilen, böylesi imkansızlıklar içerisinde diğer milletlerce ezilmiş Türk halkını yeniden dirilten Mustafa Kemal Atatürk'e saygı ve minnet duymadan kitabı tamamlamak ise imkansız. Karakterin düşüncelerinin gelişimi ise genel olarak Osmanlı içerisinde yaşayan Türk olmayan milletlerin Osmanlı Devleti'ne karşı olan düşüncelerini temsilen yazılmış. Bu da tarihi açıdan eğitici bir perspektif taşıyor.
Benden Selam Söyle AnadoluyaDido Sotiriyu · Alan Yayıncılık · 2017777 okunma
Betül Demir
💯💯💯💯
Reklam
Sert bir gerçeklik
9/10
·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 19:48
Kitabın uzunluğuna göre bıraktığı etki çok yüksek. Hem Polis eliyle otoritenin vatandaşların özel hayatına ne kadar özgürce dahil olduğunu eleştiriyor, hem de ''özgür'' medya adıyla medya organlarının ne kadar her hayatı sadece kendisine sermaye belirlediğini. Sadece bir manşet ile, toplumda karşılık bulan bir görüntü veya başlık ile bir kimsenin hayatını nasıl raydan çıkarılabildiğini izliyoruz. Ne medya organı kişiye değer veriyor veya kişi ile kişisel bir haset güdüyor, ne de toplum medya organını görüyor. Topluma çiğnenebilecek bir malzeme veren medya, satışlarını katlıyor; Ezecek birini gören toplum o kişiye nefretini kusuyor. Tüm her şey, seçilen herhangi bir kimsenin hayatını mahvetmeye de yetiyor. Bu yönüyle medyayı yermeyi çok güzel başarmış bir yazar. Yalnızca sonuçları göstermekle kalmayıp arkasındaki saikleri göz önüne sererek her iki tarafın da bakış açısını görmemizi sağlıyor ve bu yönüyle çok başarılı buldum. Kitabın sadece küçük bir bölümü devletin polis eliyle vatandaşlarının özel hayatına dahil oluşunu anlatmakla birlikte bunu öylesine abes gerçeklerle gösteriyor ki atlamadan geçmek imkansız. Herhangi bir memur sırf idarenin arzusu üzerine herhangi bir vatandaşın tüm özel hayatına kulak misafiri olabiliyor ve bu günümüzde dahi kabul edilebilen bir gerçek. Bu kısım için ilgilisine kitabın geçtiği aynı ülkede geçen ve hatta dönemine çok yakın bir tarihi konu alan ''Das Leben der Anderen'' isimli filmi öneririm.
Edebiyat & Roman
Katharina Blum'un Çiğnenen OnuruHeinrich Böll · Can Yayınları · 2016822 okunma
Betül Demir isimli okura yanıt verildi
Betül Demir
Samet 😻
Sert bir gerçeklik
9/10
·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 19:48
Kitabın uzunluğuna göre bıraktığı etki çok yüksek. Hem Polis eliyle otoritenin vatandaşların özel hayatına ne kadar özgürce dahil olduğunu eleştiriyor, hem de ''özgür'' medya adıyla medya organlarının ne kadar her hayatı sadece kendisine sermaye belirlediğini. Sadece bir manşet ile, toplumda karşılık bulan bir görüntü veya başlık ile bir kimsenin hayatını nasıl raydan çıkarılabildiğini izliyoruz. Ne medya organı kişiye değer veriyor veya kişi ile kişisel bir haset güdüyor, ne de toplum medya organını görüyor. Topluma çiğnenebilecek bir malzeme veren medya, satışlarını katlıyor; Ezecek birini gören toplum o kişiye nefretini kusuyor. Tüm her şey, seçilen herhangi bir kimsenin hayatını mahvetmeye de yetiyor. Bu yönüyle medyayı yermeyi çok güzel başarmış bir yazar. Yalnızca sonuçları göstermekle kalmayıp arkasındaki saikleri göz önüne sererek her iki tarafın da bakış açısını görmemizi sağlıyor ve bu yönüyle çok başarılı buldum. Kitabın sadece küçük bir bölümü devletin polis eliyle vatandaşlarının özel hayatına dahil oluşunu anlatmakla birlikte bunu öylesine abes gerçeklerle gösteriyor ki atlamadan geçmek imkansız. Herhangi bir memur sırf idarenin arzusu üzerine herhangi bir vatandaşın tüm özel hayatına kulak misafiri olabiliyor ve bu günümüzde dahi kabul edilebilen bir gerçek. Bu kısım için ilgilisine kitabın geçtiği aynı ülkede geçen ve hatta dönemine çok yakın bir tarihi konu alan ''Das Leben der Anderen'' isimli filmi öneririm.
Edebiyat & Roman
Katharina Blum'un Çiğnenen OnuruHeinrich Böll · Can Yayınları · 2016822 okunma
Betül Demir
Bir insanın hayatını anında ve tamamiyle değiştirmek için herhangi bir skandala uğraması yeterli günümüzde, gündelik hayatta herkesin başına gelebilecek olayları yaşayan herhangi bir insan medyanın diline düştüğünde şeytanlaştırılabiliyor. Medyanın abartısının ve gerçekleri eğip bükmesinin ciddi bir şekilde kontrol altına alınması gerekiyor, incelemeni çok beğendim 💫
Yoğun bir dram
8/10
·861 syf.··
2026 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 23:53
Uzun süren bir okuma oldu benim için. Ama hikaye okumadığım zamanlarda dahi kendisini zihnimde canlı tuttu. Tekrar kitabı elime aldığımda kaldığım yerden sanki az önce bırakmış gibi devam ettim. Anlatım güncel ve gündelik bir dille olması bunu sağlarken sanki kitabı derin ve insanın içine işleyici olmaktan da çıkarmış gibi. Bir anı okuyoruz, farklı bakış açılarının yazıldığı bir günlük. Kitap bitene ve belki kimisi için de bittikten sonra birkaç gün geçene kadar hissini yaşatacak olan talihsiz bir hayatı öğreniyoruz. Karakterlerin duruşları kitap boyunca hep çok güçlüydü ve bunu takdir ettim. Kitap uzun bir dönemi kapsadığı için insanların benzer olaylara defalarca gösterdiği tepkilere şahit oluyorsunuz ama karakterler hikayede aradan geçen onlarca yıla rağmen hiç duruşlarını değiştirmiyorlar ve bu o insanları hikayede çok güçlü ve belki sabit bir noktada tutuyor. Burada eklemem gerekir ki ana kahramanın hatalarını ve çocukça inatlarını hiçbir değişikliğe uğramadan 20 30 yıl sonra dahi aynı şekilde tekrarlayıp ve hatta bunları aynı şekilde ifade edişi zaman zaman hikayeyi yapaylaştırabiliyor. Bu aşamada bu karakterin güçlü durduğunu değil; kendini tekrarladığını ve hatta doğallığını kaybettiğini söylemek mümkün. Günümüzde okuyucusunu bu kadar uzun süre bağlayan, hikayesini merak ettirip okutmayı başaran ve bununla çok satanlar listesinde uzun süre listenin üst sıralarında kalmış bu kitabın adını gelecek yıllarda da duyacağız gibi gözüküyor.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Betül Demir
Jude karakterinin kendini çok tekrarladığı konusundaki görüşüne katılıyorum, ancak birçok insan hayatı boyunca aynı düşüncelerin etkisinde kalıyor. Bu şemaları fark edip atlatabilmek oldukça zor ve bence hikayede gördüğümüz Jude'un yaşadıklarını atlatamayışı. Üzücü olsa da bir o kadar da gerçek.
Toplumsal adaletsizliğe dair bir yorum
8/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
Bu kitabı oldukça geç okuduğumu düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun bir metin ve Dreyfus Davası üzerinden dönemin Fransa’sındaki siyasi ve kurumsal yapıyı anlamak için iyi bir örnek sunuyor. Kitap aslında Zola’nın cumhurbaşkanına hitaben yazdığı açık mektuptan oluşuyor. Dreyfus’un casuslukla suçlanmasıyla başlayan süreçte ordunun, basının ve siyasetin nasıl aynı hatayı savunmak için birleşebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle tamamen bir sistem eleştirisi. Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri, davada gerçeğin ortaya çıkması için çaba gösteren az sayıdaki insandan biri olan Yarbay Picquart’ın konumu oldu. Picquart, gerçek suçlunun başka biri olduğunu fark eden ve bunu dile getiren tek kişi olmasına rağmen sistem tarafından korunmak yerine cezalandırılıyor. Bu durum bana davanın yalnızca bir yargı hatası olmadığını, kurumların kendi hatalarını korumaya çalıştığında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini de gösterdi. Zola’nın metindeki tavrı da oldukça dikkat çekici. Eleştirisini kişisel bir öfke üzerinden değil, daha çok dürüstlük üzerinden kuruyor. Bunu şu sözlerinde açıkça görmek mümkün: “Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar. Toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller.” Zola’nın amacı belirli kişilerle hesaplaşmak yerine sistem içindeki adaletsizliği görünür kılmak. Son bir not olarak; Bu tür siyasi ve tarihsel konulara ilgi duyanlara ayrıca "Paris Düşerken" kitabını da önerebilirim. Suçluyorum Emile Zola Paris Düşerken
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Samet isimli okura yanıt verildi
Betül Demir
😼