"Nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa, marifet-i İlahiyedir. "
O sırada adam sessizce, neredeyse kendiyle konuşur gibi, "Peki, ya aşk?" diyor.
Kadın onu duyuyor. Hafif bir tebessüm dolaşıyor
dudaklarında.
"Dünyaya açılırken beraberinizde taşıdığınız tüm
ilkelerinize hâlâ sadık olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Her biri olduğu gibi, hasar görmeksizin hâlâ sizinle mi, yoksa bazıları öldüler, soldular mı? Yoksa sonunda onları göğsünüzden kaba kuvvetle söktüler ve dünyevi hedeflere yetişen faytonların binlerce tekeri altında par çalanmak üzere at pisliğinin içine mi attılar? Yoksa hâlâ
hepsine sahip çıkıyor musunuz?"
"Sizi, yani terk ettiğim bu genç kızı düşündüğümde üzüldüm. Sizin gibi gündelik hayata karşı ancak küçümseyen bir kinaye hisseden,kendine ve ilkelerine bağlı bir kadının nasıl olup da sıradan bir insanın eşi olabileceğini gözümün önünde canlandıramadığım için üzüldüm."