"Acaba bir baştan bir başa hayat, gülünç bir kıssa, inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir?"
Kör Baykuş, gerçek üstü ve doğunun mistik havasıyla kaplı bir kitap, bu yönüyle Borges öykülerini anımsattı bana. Baş karakter sürekli afyon içerek psikoz halinde ve hem fiziksel hem de ruhsal hastalıklara muzdarip olduğundan etrafındaki dünyayı algılayış şekli farklı. Bu yüzden kitapta zaman, mekan ve kişi kavramları iç içe geçmiş halde. Geçmiş, gelecek ve şimdinin belirli bir düzlemi yok. Gerçek mi yoksa sanrı mı bilinmeyen farklı karakterler aynı kişilere dönüşüyor. Bu şizofrenik karakterin kasvetli iç dünyasına çekilmek zaman zaman rahatsız hissettiriyor.
Kitabın sonunda Sadık Hidayet'in arkadaşının kaleme aldığı biyografisinde şaşırtıcı bir detay var; çocukken izlediği hayvan kesimi sonrası vejeteryan oluşu yazılı. Hikaye ise kan, ceset, et, kasap tasvirleriyle dolu ki bu da yazarın travmalarını aktarmış olmasından muhtemel.