Bir an durakladım. Eğer her şeyi hatırlıyorsan, demek istedim, eğer gerçekten benim gibiysen, o zaman yarın gitmeden önce ya da taksinin kapısını kapatmak üzereyken, herkesle vedalaşıp da bu hayatta söylenecek hiçbir şey kalmadığında, bir kez olsun, şakadan bile olsa, sonradan akla gelen bir şeymiş gibi dön bana. Seninle beraberken benim için her şeyden değerli olan o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, gözlerimin içine bak ve adınla çağır beni.
Geçmişim kıskıvrak bağlamış işte beni. Bugün tek devinim yok ki varlığımı yönetmesin. Ama şu anda ben olan kişi, beklenmedik, süreksiz varlığım kaçıp gidiyor.
Geçmişteki doğruların ya da yanlışların muhasebesini yapmaktan vazgeçtim. Hiçbir şey, hiçbir yaşantı hiçbir söz umurumda değil artık. Nefes almakla alamamak arasındaki fark gibi bir şey şu an onu görmek ya da görememek.