Eichmann'ın zihninde, savaşın sonu için gayet uygun olan "güle oynaya mezara gireceğim" sözü ile artık -çok farklı koşullar altında- Eichmann'ın içini rahatlatmakla tamamen aynı işlevi yerine getiren "yeryüzündeki bütün
antisemitlere ibret olsun diye, herkesin gözü önünde seve seve kendimi asarım" sözü arasında çelişki yoktu.
Soruyorum: İnsanlar -ta kundaktan başlayarak- ne için dua eder, düş kurar, acı çeker? Birinin çıkıp onlara ilk ve son defa mutluluğun ne olduğunu söylemesi ve sonra da onları o mutluluğa zincirlemesi için. Bizim şimdi yaptığımız da bu değilse nedir? Şu kadim cennet hayali... Anımsayın: Cennettekiler ne arzu bilir ne merhamet ne de sevgi; oradakiler -hayal güçleri operasyonla alınmış mukaddes (yalnızca bu nedenle mukaddes)- meleklerdir, Tanrı'nın kullarıdır...