(Rüya) (Lilith bir masada takım elbiseli bir adamla konuşuyordu. Adam bütün statüsüne ve konumuna rağmen ayakta duruyordu. Lilith ise oturuyor adamla dalga geçiyordu.) Adam: Ailemi bağışla Sana ne zararımız var ? Lilith:Benle ilgili bir durum yok Eğer olsaydı şuan yaşıyor olmazdın Hatta sadece sen değil Kesimin zararlı senin Orda burda “ayrım yapmak kötüdür hepimiz biriz” diye çığırır örnek insanlar olduğunuzu idda edersiniz Oysa bütün dümen nezaketinizle - ayrım yapmıyoruz yalanını sızdırmadığınızı zannedip- gelir seviyesine göre insanları sınıflandırır sizden az kazananları -küçük- görür tepeden bakarsınız. Oysa küçük gördüklerinizin çoğu insan olabilmiştir siz ise yalnızca - Nezaketi bütün-Leş kargalarısınız - En iyinizin kokain kadar beyaz olduğuna eminim. Manevi meselelerin birini ele aldım sadece maddi meselelere girmeyeceğim. Neye sahip olduğunuzla ilgilenmiyorum Sonuçta en kralınız da bir karış toprağın altına girecek. Ayrıca ben ne ekonomi profesörüyüm ne lüks köpeği de bir kominist Ben katillerin en güzeli ve en haklısıyım Söylesene “Zalim Kadın” diye baktığınız şeytan ben miyim yoksa sizler misiniz ? (Adam tedirgin oldu Lilith ise gülerek) Adam: Ba(Lilith sözünü kesti) Lilith:İnsan ayırmadan alayınızın kurşuna dizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle dünya bir nebze de olsa lanetinden arınır Ve bende ömürlük sevgilimle kaybolurum şöyle bilinmezlere doğru Adam: Bu husumetin sebebi ne ? Çekemediğin için mi ?
Edebiyat
Güç, Servet ve Mahremiyet: Küresel Siyaset Sosyolojisinde Nüfuz Ticareti ve Akraba Kayırmacılığı İnsanlık tarihi, gücün doğası ile o gücü elinde bulunduran odakların mülkiyet ilişkileri arasındaki gerilimin tarihidir. Güç, yapısı gereği merkezîleşme ve etrafında korunaklı bir elit tabaka yaratma eğilimindedir. Siyasi otoritenin, toplumsal kaynakları dağıtma yetkisini elinde bulundurması, iktidar sahiplerinin yakın çevreleri, hısımları ve çocukları için her dönemde doğal bir ekonomik cazibe merkezi doğurmuştur. Farklı coğrafyalarda, değişen rejimlerde ve hatta yüzyıllar arasında bile bu temel rasyonalite değişmemiştir. Doğu’dan Batı’ya, gelişmekte olan demokrasilerden kurumsallaşmasını tamamladığını iddia eden modern devletlere kadar, "güce yakın olanın kaynaktan pay alması" olgusu evrensel bir insan tabiatı ve sistem zaafı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin yüz yıllık siyasi geçmişinden modern Amerikan demokrasisinin güncel krizlerine kadar uzanan süreç, bu evrensel kuralın yapısal mekanizmalarını incelemek adına zengin bir zemin sunmaktadır. Kamusal figürlerin ve onların ailelerinin özel hayat sınırları, demokratik ve hukuki toplumlarda sıradan vatandaşlara kıyasla her zaman daha esnek bir zeminde tartışılmıştır. Siyasetçilerin, üst düzey yöneticilerin veya popüler kültür ikonlarının attığı adımlar, şeffaflık ilkesi gereği kamuoyunun incelemesine ve eleştirisine açıktır. Ancak bu esneklik, bireysel mahremiyet haklarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bireylerin rızaya dayalı özel yaşam tercihleri, cinsel yönelimleri veya sağlık durumları, toplumsal bir zarara ya da kamusal bir suç unsuruna yol açmadığı müddetçe en temel insan haklarından biri olan özel hayatın gizliliği kapsamında korunmalıdır. Dijital çağın getirdiği dönüşümle birlikte,
Sosyoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Beyaz geceler Güzel geceler”
İnsanın gereksiziliğini , ellerindeki yaşam iksirini tükettikçe fazlasıyla bitlenip yozlaşma eğiliminde olduğunu gördükçe , objektifi netleyebiliriz... Hesapta ,hesaplı olduğunu düşünen,,, yeryüzünün kendileri için yaratıldığına inanan ,, her şeyin tüketilmesini kendinde hak gören bencil , aciz ,tutarsız ,saplantılı,saldırgan olduğunu görmek istemeyen akıllı (!) canlıları... Tanrısını öldürmenin arzusuyla ,,egoist dindarsı ve şovenist ... Korkusu kalmayanın, hazcı eylemlerinin şehvetinde boğulması mümkün bulan... Sınırları zorlamak ,,zorlayan , sınırının nereye kadar tezahürünü görebilmek... olabilmeliydik ki yaşamı daha keyif halinde görsün ,bulsun ,rölantisinde çoğu zaman stabilleşebilsin... Elimizde ...denizin göğsünde biten sıcak deniz kumu...ayaklarımız suyun serinliğinde...Gökkubbe... Her şeyin bir sınırı olmalıydı...İnsanın da ... Yaşarken .... Beyaz Gemiyi yarısında isteyerek bırakanlara ..
Beyaz olamadım ama kara da değilim. Deva olamadım ama yara da değilim.
Hayata Dair
Siz hiç çocuk yakınınızı kaybettiniz mi?
Ben kaybettim. Şu an bunu anlatacak kimsem yok. Size anlatabilir miyim? (Evet diye kabul ettim.) Harika bir gündü, başka akrabalarımla birlikte piknikteydim. Halacım da Zeynep’imle birlikte şehir dışına gitmişlerdi. Zeynep 6 yaşındaydı.. Denize girmek istedi diye halacım da kıramadı onu. Zeynep halamın torunuydu. Benim için ikisinin önemini burada size anlatacak herhangi bir kelimem yok. Kelimem yok çünkü onlar çok başkaydı.. Zeynoşum bıcır bıcır, çok bilmiş, öyle temiz kalpli ve vicdanlı, akıllı bir çocuktu ki.. Yaşıtlarına göre o kadar olgun, muhteşem bir çocuktu. Burada fotoğrafımızı paylaşmayı çok isterdim. Ama kötü insanlar var. Ona herhangi bir şey denmesi ihtimali benim canımı yakar.. Ben diğer yiğenimle piknikte oynarken bir telefon geldi. Kaza yaptıklarını ve ikisine de araba çarptığını öğrendik.. Hastaneden bilgi almaya çalıştığımızı hatırlıyorum. O arabaya nasıl bindik o arabada eve nasıl geldik piknik alanından.. Ağlaya ağlaya kaza yapma riskiyle dönmeye çalıştık. Arabada halamın vefat haberini aldık.. Oracıkta vefat etmiş halam… Karşıdan karşıya geçmek istemişler sadece.. Alkollü, makas atan biri, 30 metre sürüklemiş onları.. Görüntüleri yok.. İyi ki yok.. Zeynoşumuz 2 gün yoğun bakımda kaldı.. Biz hep onun iyi olmasını bekledik.. Maalesef 1 gün arayla aynı camide tekrar toplandık.. Ben bundan daha büyük bir acı hatırlamıyorum. Vefat etmeden önce birlikte oyunlar oynamıştık.. Tırnaklarını süslemiştim. Ne çok mutluydu.. Fotoğraflarını en son ben çekmiştim.. Bayramlık beyaz elbisesiyle.. O elbisesini tabutunun üstüne koyduk… Acaba büyüyebilseydi nasıl başarılı olurdu? Ne kadar güzel genç bir kız olacaktı kim bilir.. Seni çok özledim meleğim.. Esra ablan her çocuk gördüğünde seni hatırlıyor.. Her çocukları sevdiğinde gülümsemelerinde seni arıyor.. Senin
Duygu ve Düşünce