Madem yazma imkanım var, neden yazmayayım? Diye sorduktan sonra kendimle sohbeti sürdürdüm: Ama ne yazacağım? Çıplak ve soğuk dört taş duvar arasında, ayaklarım özgür olmadıktan, gözlerim ufku görmedikten sonra, bütün günümü kapımın gözetleme deliğinden karşısındaki kasvetli duvara düşen beyaz lekenin yavaşça ilerleyişini gayriihtiyari seyretmekle geçirirken ve az önce anlattığım gibi cinayet suçu ve ölüm cezasından başka hiç bir şey düşünemezken, bu dünyada artık yapacak hiç bir şeyi olmayan biri olarak söyleyecek bir sözüm var mı ?
...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Süleymaniye'yi yaparken mimarinin bütün incelikleri yanında aydınlatma imkânlarının da en gelişmişini tatbik etmiş ve cami içinde yanacak yüzlerce mumun çıkaracağı isi bile hesap etmişti. İs deyip geçmemeli; yıllar içerisinde duvarları, tavanı, her yeri simsiyah edebilir. İşte bu yüzden Sinan Usta, yapının içinde gezinecek havanın yönünü bir hendeseye bağlayarak caminin beyaz küfeki taşlardan oluşan duvarlarını ve mermer sütunlarını simsiyah olmaktan ebediyyen kurtarmıştı. Yetin-memiş, isten hâsıl olacak kurumu da işe yarasın diye bir yerde toplamış; görünmez çizgiler hålinde gelip kuzey cephedeki ana giriş kapısının üstündeki baca deliğinde biriktirmişti; yüzyıllar sonra ben mürekkep yapabileyim diye... Deha!
Süleymaniye’ye olan hayranlığımız sebepsiz değil. Kandillerin isini bile hesap edip onu mürekkebe dönüştüren bir medeniyet tasavvurunun eseridir o.