Sınırsız, sınırsız olmakla sınırlıdır; özgürlük, özgürlüğe tutsaktır; varlık, yoklukta yoktur... Adaletin belirleyicisi senin vicdanın mıdır yoksa bir otoriteye duyduğun güven mi? Özgürlüğün de fazlası zarar; güç sahiplerinin kurdukları sistemin bozukluğu bunun en büyük göstergelerinden biri. Özgür olmama özgürlüğüne sahip misin?
Duygular anlık değişir ve sadece bu da değil, gerçek zannettiğimiz pek çok şey o kadar sanrısal ki tikel gerçeklik ve tikel hakikat koca bir illüzyon olabilir. Dünyanın en anlamlı eylemini ufak bir bakış açısı değişikliğiyle en büyük günahlardan birine dönüştürebilirsin, var olan bir şeyi mânen yok edebilirsin, olmayan şeyleri varmış gibi zannederek tırnak içerisinde onları "yoktan var da edebilirsin". Olan şeyler de birer sanrı iken onlara şekil, renk ve anlam vermek gibi bir tanrısal gücümüzü daha etkili kullanmalıyız.
İletişim bile bir serap. Anlaşıldığımızı zannettiğimiz yerde karşı tarafın ne anladığına baksak aradaki farkı görürüz. Aynı şeyi anlaması da yanlış çünkü o biz değil, o bünyede daha farklı anlaşılmalı o mesaj; bu da hayatın ne kadar bireysel yaşandığının bir başka göstergesi. Sevgi, aşk... hepsi aynı yolun yolcusu. Dil harflerin, zaman saatin, görmek gözün ötesinde kavramlar; pek çok şey görünenin ötesinde aslında. Sessizlikteki haykırış, bağırıştaki hiçbir şey ifade etmeyiş, bakışlardaki körlük...
"Zeki dediğin inek olur, filozof dediğin ak sakallı dede olur, mütevazı dediğin itaatkâr olur, evliya dediğin peçe/takke giyer, bu ne yaman çelişkidir ey hayat! Hiçbiri kitabına uymuyor." Belki de kitapta sorun vardır :). Çok sorgulamak lazım.