Mevlânâ Celaleddin Rûmî şöyle anlatır:
"Birgün öküzün biri, zamanın medeniyet merkezi olan Bağdad'a geldi ve şehri baştanbaşa dolaştı. Ancak o muhteşem güzellikler, lezzetler ve sanat hârikaları arasında ancak ve ancak yol kenarındaki kavun ve karpuz kabukları dikkatini çekti. Zâten öküzle merkebin seyrine layık olan şey, ya yola dökülüp saçılan samandır, ya da yolların kenarında biten çayır çimendir!" (Mesnevi, c. 4, beyt: 2377-2379)
Ehl-i irfan derilince bir yere
Hakikatten haber alanlar gelsin
Hünkâr Hacı Bektaş kutbülü arif
Hünkâra da biat kılanlar gelsin
Dilerim Allah’tan azan gelmesin
Delilsiz sohbeti düzen gelmesin
Cihana kesiret eden gelmesin
Ehl-i beyt yolunu bilenler gelsin
Özünü bilmezden biat etmeye
Körlerin gittiği yola gitmeye
Zerrece gönlünde kibir tutmaya
Arıtıp kalp evin(i) silenler gelsin
Kamil gerek yol kıymetin bilmeye
Arıtıp da kalp evini silmeye
Dünya malı için kani olmaya
Gayret kılıcını çalanlar gelsin
Hasreti’yim sözüm işit gel beri
Fırsat elde iken yolu gör bari
Dört kapıdan kırk makamdan içeri
Ulaşıp nasibin(i) alanlar gelsin
9972. Abdullah (b. Mes'üd) der ki: Ebu Cehil sürüklenerek getirilip pis bir kuyuya atılırken Resolullah "Ebu Talib hayatta olsaydı kılıçlarımızın Kureyş'in ileri gelenlerini biçtiğini öğrenir ya da bilirdi" buyurdu.
rivayet etmiş ve şu şiiri ilave etmiştir:
Ebu Talib şöyle demişti.
Allah'ın Beyt'ine (Kâbe'ye) yemin olsun ki, yalan söylüyorsunuz, (bu iş) düşündüğüm gibi olursa kılıçlarımız Kureyş ileri gelenlerini biçecektir
Bir kavim zırhları içerisinde, yüklenmiş su dolu kırbaların sesi gibi ses çıkararak şahlanıp size saldıracaktır.¹
10.cilt
Ocak yayıncılık.2.baskı.İstanbul.Haziran 2015·Kitabı okudu
Mücahid şöyle der: Dünyanın doğularına ve batılarına dört kişi hakim olmuştur. Bunlardan ikisi mü'min, ikisi kafirdir. Mü'minler Davud oğlu Süleyman ile Zülkarneyn'dir.
Kafirler ise, Nemrut ile Beyt-i Makdis'i harap eden Buhtunnasr'dır.