Beytullah Kurnalı

“Benim mason kardeşlerim soydaşları için her şeyi feda etmeye hazır olduklarına kanları üzerine yemin ederler, ama yoksullar için açılan yardım kampanyasına bir ruble verdikleri yok. Astraea Locası, Kutsal Ekmek Arayıcıları Locası aleyhine entrikalar çevirir, halis bir İskoçya halısı için ya da anlamını yazanın da bilmediği, kimsenin gereksinim duymadığı bir belge için uğraşırlar. Hepimiz Hıristiyanlığın, hakarete af, soydaşa sevgi emreden 'kanununa bağlıyız', bu kanun gereğince Moskova'da kırk kere 'kırk kilise kurduk', oysa dün, aynı kanuna hizmet eden bir kaçak ölünceye kadar kırbaçlanmış, bir ere, idamından önce papaz haçı öptürmüştür." Piyer böyle düşünüyordu; herkesçe kabul edilen bu genel ikiyüzlülük, ona ne kadar alışık olsa da, her defasında, yeni bir şey gibi, onu hayrete düşürüyordu. "Bu ikiyüzlülüğü, bu şaşkınlığı anlıyorum," diye düşünüyordu, "ama anladığım her şeyi onlara nasıl anlatayım? Denedim ve hep şunu gördüm ki ruhlarının derinliklerinde onlar da benim anladığımı anlıyor, ama yalnız 'onu' görmemeye çabalıyorlar. Demek ki öyle gerekiyor! Ama ben, ben nereye kaybolayım?"
Sayfa 794 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir İncil kıssası ilk insanın, ilk günaha kadar mutluluk koşulunun, yapacak işinin olmaması, aylaklık olduğunu söyler. Aylaklık sevgisi ilk günah işlendikten sonra da değişmedi ama lanet, sadece ekmeğimizi alnımızın teriyle çikarmak zorunda olduğumuz için değil, manevi özelliklerimiz aylak kaldığımızda huzurlu olmamıza izin vermediği için, hâlâ insanlığın üzerinde. Gizli bir ses aylaklıktan suçluluk duymamız gerektiğini söyler. Eğer insan aylaklık ederken de kendini yararlı, görevini yapmış gibi hissedebileceği bir durum bulabilseydi ilkel insanın mutluluğunu bir ucundan yakalardı. Böyle mecburi ve ayıplanmayan bir aylaklık durumundan bir bütün halinde yararlanan sınıf, asker sınıfıdır. Askerliğin en çekici yanı, bu zorunlu ve ayıplanmayan aylaklık olagelmiştir ve gelecekte de yine bu olacaktır.
Sayfa 723 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hem, adalet neydi? Prenses bu büyük "adalet" sözünü hiçbir zaman düşünmemişti. Bütün o karmaşık kanunlar onun için bir tek basit ve açık kanunda; kendisi Tanrı olduğu halde insanlık için aşkın acısını çekenin bize öğrettiği sevgi ve fedakârlık kanununda toplanmıştır. Başkalarının adaleti ya da adaletsizliğiyle ne ilgisi olabilirdi? Ona özellikle acı çekmek ve sevmek gerekiyor, o da bunu yapıyordu.”
Sayfa 716 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Biz diplomasi memurları değiliz, biz askeriz, başka bir şey de değiliz," diye devam etti, "bize ölmemiz emrediliyor, öleceğiz. Ceza görürsek, demek ki suçluyuz, yargılamak bize düşmez. Hükümdarın keyfi Bonaparte'ın imparatorluk sıfatını kabul ve onunla anlaşmak istemiş, demek ki böyle gerekiyormuş. Biz her şeyi yargılayıp fikir yürütmeye kalkışırsak ortada kutsal hiçbir şey kalmaz. Tanrı da yok, hiçbir şey de yok, yok, demeye başlarız," diye masaya vurup dinleyenlere göre hiç de yerinde olmayarak ama kendi düşüncelerinin akışına uygun bir sesle haykırdı Nikolay. Ve, "Bizim işimiz, görevimizi yapmaktır, kesip biçmektir ve düşünmemektir, işte hepsi bu kadar," diyerek sözünü bitirdi.
Sayfa 620 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu