“İzninizle sorayım," dedi, "mason musunuz siz?"
Yolcu, Piyer'in gözlerine gitgide daha derinden bakarak,
"Evet, ben Hür Masonlar Kardeşliği'ne üyeyim," dedi, "gerek kendi adıma, gerekse onların adına size kardeşlik elimi uzatıyorum."
Piyer, masonun kişiliğinin kendisine verdiği güvenle masonların inançlarına karşı beslenen alışılmış alay hissi arasında gidip gelerek ve gülümseyerek, "Korkarım ki," dedi, "korkarım ki anlamaktan çok uzağım, nasıl demeli, dünyanın yaratılışı hakkındaki düşüncelerim sizinkilere o kadar aykırıdır ki birbirimizi anlamayacağımızdan korkarım."
Mason, "Sizin düşüncelerinizi biliyorum," dedi, "sizin söz ettiğiniz, size kendi zihninizin ürünüymüş gibi gelen düşünceler, pek çok insanın düşüncesidir, gururun, tembelliğin, cehaletin birbirine benzeyen meyveleridir. Beni affedin ama ben bunu bilmeseydim sizinle konuşmaya kalkışmazdım. Sizin düşünceleriniz üzücü bir sapkınlıktır."
Piyer hafifçe gülümseyerek, "Tıpkı benim de, sizin sapkınlık içinde bulunduğunuzu farz edebileceğim gibi," dedi.
Mason, konuşmasındaki berraklık ve sağlamlıkla Piyer'i gitgide daha çok hayrete düşürerek yanıt verdi:
"Ben hakikati bildiğimi söylemeye hiçbir zaman cesaret edemem, kimse, bir başına hakikate ulaşmaz; o Tanrı'ya layık bir tapınaktır ve Adem'den bugüne hepimiz, taş taş üstüne koyarak yükselttik onu," dedi ve gözlerini kapadı.
Gerçeği olduğu gibi söylemek ihtiyacını duyan Piyer üzüntüyle ve kendini zorlayarak, "Size şunu söylemeliyim ki," dedi, "ben inanmıyorum, inanmıyorum Tanrı'ya."
Mason dikkatle Piyer'i süzdü, karnını doyurmasını sağlayacak beş rublesinin bile bulunmadığın“ı kendisine söyleyen bir yoksu“la, elinde milyonları olan bir zengin nasıl gülümserse öyle gülümsedi.”
“Evet, siz onu tanımıyorsunuz," dedi, "onu tanıyamazsınız. Onu tanımıyorsunuz,