beyza

beyza
@beyza_194
6/10
·108 syf.··
2026 5. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 20:02
Nohut Oda;Melisa Kesmez’den okuduğum ilk kitaptı. Kitap 5 öyküden oluşuyor her bir öyküde farklı farklı temalar ele alınıyor. Mekan olarak hepsi yaşam alanlarımız olan evlerde geçiyor. Acaba kitaba neden böyle bir isim koydu diye düşünürken kitabı bitirince anladım küçücük 90m2’lik evlerde evlerin odaları içinde yaşadığımız o kocaman büyük büyük duygulara cuk oturmuş. Ben ilk hikaye olan “Kalanlar”’ı çok beğendim. Giden birinin ardından yaşadığımız buhranı anlatıyor, tam olarak doğru kelime bu bile değil belki. herkes kendine göre doldurur bunu ama herkeste ortak duygu; giden birinin arkasından kalan olmak. Kalanlar kalmak duygusunu çok iyi bilir. Kalmak düzenin devamı gibi gözükse de aslında sıfırdan bazı şeylere yeniden başlamaktır. Giden birinin varlığı artık yokluk oluyor. Hayatının tam merkezinde olduğu için tekrardan alışkanlıklarını değiştireceksin. Onun yarattığı boşluğu farklı alışkanlıklar kazanarak doldurmaya çalışacaksın ama yetmeyecek çünkü bunlar insanı bir süre idare eder. İçinde kökleşmiş şey çok daha derin. Çünkü insanın kaybettiği, hayatının farklı bir dönemi. O insan gidince yaşadığımız o hayatta gidiyor. Bir daha hiç yaşanmayacak anlar.Bir kimlik kaybı yani. “O seninkilere dolanmış köklerini söküp alırken, seni de yerinden ediyordu.Aynı bahçenin çiçekleri olmak böyle bir şeydi.” demiş kurduğumuz bu derin bağlar kopunca biz de değişiyoruz.Gidenlere göre şekilleniyoruz. Kalmak demek kaldığın yerden devam etmek değil tekrardan kendini bulma yolculuğu Hikaye anlatıcısı bir kedi sahipleniyor ve hiç kimseye ait hissetmeyen bu kişi kedi ile aidiyet yaşıyor.Çünkü ilk defa terk edilmeyecek onu evde bekleyen bir kedisi var. Kedilerin iyileştirici etkisinden bahsedilmesi hoşuma gitti. Bir evi ev yapan kedidir. İnsanlara tutunmak yerine kedilere tutununca insan
Nohut OdaMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 201910,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·112 syf.··
2026 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 23:14
Türk edebiyatının en güzel kitaplarından biri olan bu kitapta 15 yaşında bir gencin bacağındaki rahatsızlığı ve çektiği acıları anlatan bir kitap. Romanda rahatsız olan gencin ismi geçmiyor bu çok ilginç yazar tamamen kafamızda o kişiyi canlandıralım istedi belki de. Kendi bir isim koymamış ama ben okurken kafamda tamamen canlandı. Hasta genç çeşitli doktorlara gözükse de bacağı kurtulacak gibi değil. Doktorların önerisi ise dinlenmesi. Paşa diye geçen akrabalarının evlerine gidince orda nüzhete olan aşkını fark eder. Nüzhet’le günleri güzel geçiyordur. Asıl konu aşk değil tabi ki umutsuzluğu çünkü nüzhetle doktor biri evlenmek istiyor. Hasta genç ise bu durumdan dolayı düşünceleri ve psikolojisinde ihtimalleri düşünür. Kitapta en önemli bölüm ise hastaneye gittiği zaman ki ruh hali. Yalın bir dille yani çok fazla betimleme olmadan o çocuğun yaşadığını sanki ben yaşıyor gibi oldum. Bacağının kesilmesi ihtimalini öğrenince yaşadığı buhranı anlatması sizi o psikolojiye sokuyor. Hastanedeyken gördüğü rüyalar, umut etmesi umutsuzluğu her şey o kadar gerçek ki insan hissediyor sanki. Hani hastaneye işiniz düşer gidersiniz ya o an her şeyi gözlemlersiniz. Ben şuan hastanede miyim oldum. Bu kitapta Peyami Safa’nın kendi hayatından izler taşıdığı için bu kadar insana geçiyor bence Kitabı mutlaka okuyun sizi o gencin yaşadığı acılara öylesine yakınlaştırıyor ki keşke kurtulsa diyorsunuz.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 03:01
Merhaba; Orphalese’de sürgünde olan el-mustafa şehirden gitmeden önce şehir halkına hayatın çeşitli konularıyla ilgili verdiği öğütlerden oluşan didaktik ama şiirsel bir tınıyla anlattığı bazı önerilerden oluşuyor. Kişisel gelişim kitabı gibi ama daha sade öz ve kafiyeli bir şekilde yazılmış.Bu kitabı istediğiniz zaman açıp tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Her okuduğunuzda size farklı bakış açısı ve anlam kazandıracaktır. O an ihtiyacınız neyse onla ilgili olanı bu kitapta bulabilirsiniz. Mesela aşk, evlilik, dostluk, sevinç keder, suç ve ceza, kendini bilmek. Bütün bu konularda zaman zaman hepimiz bunalıyoruz tıkanıyoruz işte tam da bu insanın çıkmazları için nasihatler veriyor. Aşka Dair başlıkta “Aşk sizi çağırırsa eğer, peşini bırakmayın” diyor aşkı yakaladığın an onun peşinden gidilmesi gerektiği aşk da sonu hüsran dahi olsa yaşanması gereken bir duygu olduğunu. Aşkın kaçınılmaz sonunda unufak olacağını bilerek yola çıkılması gerektiğinden bahsediyor. Gerçekten bazı aşklar adeta kişiliğimize yansır, aşklar öğütüldükten sonra onun tanecikleri izleri insanın ruhuna yapışır. Aşıkken dökülen gözyaşı dahi bir başkadır farklıdır diğer ağlamalardan. Belki o kişi hakkında yarattığımız hayal dünyamızda depremler olup her şey yerle bir olmuştur. O dökülen gözyaşları aşkın sebebidir sonuç ise acılarımızdır. Evliliğe dair başlıkta ise ; insanların sevme biçimleri değişmemeli yani sevdiğimiz zaman onu kısıtlamamalıyız çünkü bu zamanla başka şeylere dönüşecektir. “Birbirinizin kasesini doldurun ama bir kaseden içmeyin.” diyor yani evlilikte birbirinize yardım edin ama herkesin kendi alanı ve sınırları da olmalı. “Sazın telleri de yalnızdır, birlikte aynı ezgiyle titremelerde” bence burada uyumlu olun birbirinize ayak uydurun ama birbirinize bağımlı olmayın diyor yani birlikte
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2025 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 01:27
Merhaba; Kitabın en başında “Söyledim ve ruhumu kurtardım.” diye başlıyor. Suzan 1950’li yıllarda Büyükada’da yaşayan bir genç kız. Suzan’ın komşuları; çevresi rum, yahudi ve ermenilerden oluşuyor. Suzan’ın küçüklükten beri tanıdığı karşı komşusu olan Yorgo ile olan çok güçlü aşkları ve dönemin siyasi olaylarının hayatlarına nasıl tesir ettiği anlatılıyor. Suzan üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra istanbul valiliğinde valinin yanında asistan olarak çalışmaya başlar. Suzan’ın iş arkadaşı Çetin Kıbrıs Türk’tür Cemiyetinin üyelerinden biridir. Bu yüzden Kıbrıs ile alakalı olaylar ve İngiltere’nin Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki tutumuyla ilgili yakından bilgi sahibi. İstanbul’a, İstanbul’un misafirperverliğine ve burada yaşayan gayrimüslim vatandaşlara yapılan kötülüğün adım adım nasıl örgütlü bir şekilde organize edildiğini aslında kendisi de şahit oluyor. 6 Eylül günü bir gazetede çıkan haberle istanbul harap olacaktır. Bu haberde Atatürk’ün evine bomba atıldığı yazar bunun üzerine kamyonlarla önceden hazırlanmış öfkeli insanlar gayrimüslimlerin evlerine iş yerlerine hastanelerine okullarına mezarlıklarına kilise ve sinogoglara saldırıya geçmişler birçok kadına tecavüz edip bazılarını ise öldürmüşler ve maalesef ki Yorgo da ölmüştür. Büyük aşktan geriye sadece yasını 5 yıldır tutan Suzan kalmıştır. Toplu harekete geçmiş cahil kötülük birçok insanın hayatını mahvetmiş. Peki bu 6/7 Eylül olayları nedir ve nelere sebep olmuştur. Kıbrıs’ta yaşayan Rumlar Türklere yaptığı baskılar nedeniyle Türkiye’de ki milliyetçilik iyice körüklenir. Ve hiç suçu olmayan türkiye’deki gayrimüslimlere iyice kinleri artar. Bir gün Adnan Menderes lokantada yemek yerken bir görevliye Atatürk’ün evine bomba atıldığı haberini vermiş ve haberin öğlen baskısına yetiştirilmesini
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,705 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 23:42
Orhan Kemal toplumcu gerçekçi yazarlardan biri bu yüzden toplumun her kesimini ilgilendiren kadın erkek eşitsizliğini ve rollerini anlatan ironik bir eser. Olay bitirim leyla ve yaşadıklarını anlatıyor. Leyla sürekli sarhoş olup gece yarıları gürültü çıkarır. Hapse düşer. Hapse düşünce kocası ve çocukları aklına gelir ya namuslarına bişey olursa diye oysaki bitirim leyla da çok çapkındır. Hapisten çıkar çıkmaz genelevine gider. Bu kitapta günlük hayatta ki tam zıttı olan şeyler yaşanıyor. örneğin gece sokaklarda yalnızca kadınlar dolaşabiliyor kadınlar yüksek yönetici mevkinde hakim polis mahalle bekçisi kadınlardan oluşuyor. Toplumsal alanın her yerinde kadınlar hakim.erkekler ise tam tersi evde çamaşır bulaşık yemek ve çocuklarla ilgileniyor. Kadınlar erkeklere kolayca laf atabiliyor. onları ezebiliyor. Orhan Kemal eğer tam tersi hayat olsaydı nasıl olurdusunu işliyor. Kitabı çok beğendiğimi söyleyemem. Ama diyalogları çok akıcıydı. Mevcut düzende biz kadınlar gece yarıları rahatça dışarı çıkamıyoruz, ev işleri çocuklarla ilgilenmek gene kadınların işi. Kitap bize erkekler kadın gibi hayat sürse kadınlarda erkekler gibi olsa nasıl olurdu diye düşündürüyor.
İnsana ve Hayata Dair
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,061 okunma