‘Tilkilerin ini, kuşların yuvası vardır ama insanların başını yaslayacakları yeri yoktur.’ sözünün de özgür düşünceli birinin yakarışı olduğu söylenilebilir. İnsanın bir gün bile huzurla yaşamasına izin verilmez.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölümle bir arada yaşayanlar için bir çiçeğin gülümsemesi, ölüm-yaşam meselesinden daha çok yüreklerine işler. Şimdi bizler, tabiri caizse, hafif çiçek kokularına kapılıp ne olduğunu bilmediğimiz büyük bir gemiye bindirildik ve kendimizi onun göklerdeki rotasının insafına bırakarak ilerliyoruz. Bu sözde İlahi İrade gemisinin nasıl bir adaya ulaşacağını ben de bilmiyorum; ama bu yolculuğa inanmak zorundayız. Ölmenin ya da yaşamanın, bir insanın mutluluğunu ya da üzüntüsünü belirleyen kilit nokta olmadığını anlamaya başladım. Ölüler tamamlanmış bir halde ve yaşayanlarsa ellerini birleştirmiş, yelken açmak üzere geminin güvertesinde duruyor. Gemi iskeleden ayrılıyor.
Ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
Besbelli seni büyümek kendimde
Ellerim kendini tekrarlar sen deyince
Sana gün olmalıydım; ışığımdan ötürü aydınlanırdık
Doğrusu şu dünyada kaç kişiyiz ki
Herkesin kalbinde altın gibi bir ayak yatar.