Arthur Schopenhauer 'un aşka ve kadınlara dair yazdığı kitaptır.
Kadınlar üzerine; kadınların sahip oldukları doğal yapıları itibariyle ilk çocukluk döneminin bakıcıları ve mürebbiyeleri gibi davranmaya yatkın olduklarını, kadınların genç kızlık döneminde cazibe ve dolgunlukla donandığını ve bu sayede erkekleri tutsak edebilme yetilerini geliştirdiklerini, doğumdan sonra tıpkı bir karıncanın kanatlarını kaybetmesi gibi güzelliğini yitirdiğini, kadınların emek sarfettikleri tek şeyin aşk, sevdikleri insanın gönlünü kazanma, giyim kuşam, cilt bakımı, dans etme gibi durumlar olduğunu ileri sürer. Bunun yanında kadınların 18, erkeklerin 28 yaşında zihinsel kavrama gücünün ve ruhi kabiliyetlerinin geliştiğini söyler.
Kadınların zihni bakımdan dar görüşlü olduğunu, doğaları gereği savurgan olduğunu, adalet, dürüstlük ve vicdanla ilgili konularda erkeklerden daha aşağıda olduğunu da söyler.
Tüm bunlarla yetinmez ve devam eder. Nasıl ki aslan pençelerini ve dişlerini, filler ve domuzlar azı dişlerini, boğalar boynuzlarını kendilerini korumak için kullanıyorsa, kadınlar da ikiyüzlülük ve riyakarlıkla donatılmış olup, kendini korumak için bunları kullanır. Genellikle mahkemelerde yalan yere şahitlik edenlerin çoğunun kadın olduğunu ve pazardan marketten vs bir şeyler aşıranların da en fazla kadınlardan oluştuğunu ileri sürer. Antik yunanda kadınların tiyatroya sokulmamasının haklı olduğunu (çünkü kadınlar sürekli dırdır eder ve susmaz), kadınların genellikle herhangi bir sanata yönelik olarak sevgi beslemediğini ve de herhangi bir şey hakkında doğru ve gerçek bilgi sahibi olmadıklarını, dehadan yoksun olduklarını savunur. Çok eşliliği över ve erkeklerin tek kadınla yetinmesi gibi bi ihtimalin olmadığından dem vurur.
Cinsel aşkın metafiziği;" Her türlü aşkın kaynağı cinsel