Beyza Boğurcu

Beyza Boğurcu
@beyzabgrcc
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 23:13
Dostoyevski'nin tutkulu bir aşkla, kumar tutkusunu bir arada anlattığı kısa ve akıcı roman. Kitabı biraz önce bitirdim. Bitmesin diye 3 güne yayarak okudum. Kendinizi kaptırırsanız bir günde de bitirebilirsiniz. Karakterler mükemmel yansıtılmış ve okurken bütün karakterlerin yerine kendinizi koymamanız işten bile değil. Buraya ne kadar şey yazsam da Dostoyevski'nin bir cümlesi kadar sizi etkileyemeyeceğim, ilk fırsatta okumanızı tavsiye ediyorum.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Mahzen Yayıncılık · 201988,7bin okunma
İnce Memed
9/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 17:59
Bunca zaman sürekli başlamak istediğim ama araya sürekli başka kitaplar karıştığından bi türlü sıranın gelmediği serinin ilk kitabı. Nihayet okudum. Okudum ama ne okumak, içtim resmen. Bir çırpıda bitti, tadı damağımda kaldı. Okuduğum en iyi intikam kitaplarından biridir, çok çabuk okutur kendini. Neyse ki üç kitap daha var. Art arda okumayı düşünmüyorum. Araya farklı kitaplar koyarak serinin diğer kitaplarını da okuyacağım Yaşar kemal eşsiz bir kır romancısı, müthiş bir toplum okuyucu. Ben pek kır hayatı konulu romanları tercih etmem, ama bilirim ki İnce Memed mihenk taşıdır, okumak gerek. Şimdi kendimle dalga geçiyorum, ne demek kır romanı okumamak. Hadsizlik. Toplumcu gerçekçilikte Yaşar Kemal gibi olunsun. İnce Memed'e gecikmişsem de Yaşar Kemal'in bir tane romanını okumuşumdur. Ancak mesela benzer türde eserler veren Orhan Kemal’i hiç okumadım. İştahım kabardı. Biraz memleket kokusu almak lazım. Yüzümüzü çok batıya çevirmişiz.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,5bin okunma
Ekmek Arası
7/10
·268 syf.··
2024 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2024 06:31
Bukowski’nin şimdilik okuduğum tek romanı. Aynı zamanda okuduğum en karanlık kitaplardan biri diyebilirim. Kullandığı dil dolayısıyla( fazlaca argo ibare mevcut) başlangıçta bırakmak istedim kitabı ama benim için farklı bir deneyim olması adına sabırla okumayı sürdürdüm. Kitap hakkında pek araştırma yapmadım aklımdakiler tazeyken buraya dökmek istedim. Okuduğum kadarıyla aynı zamanda bir otobiyografi kitabı. Bukowski bu romanı ile çocukluk ve gençlik yıllarını anlatmış. Amerika rüyası henüz yok. Amerika leş gibi bir ülke,en azından insanların çoğunluğu için. Gelir adaletsizliği had safhada, işsizlik çok büyük boyutlarda. Böyle bir ortamda doğup büyüyor Henry. Okulda ve evde inanılmaz zorbalıklara maruz kalıyor. Hayatı neredeyse dayak yemekle ve aşağılanmakla geçiyor. Başlangıçta bu ortam onu içine kapalı pasif bir insan yapıyorken ergenlik dönemi ile birlikte birden bire bambaşka bir insan oluyor. Herkesin uyum sağladığı düzen ona baştan ayağa anlamsız geliyor. Bir kalıba girip hayatını o şekilde ziyan etmek onun için cehennemde yaşamaktan daha kötü. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de vücudun her yerinden çıkan çıbanlar ve sivilceler onu yüzüne bakılmaz çirkinlikte bir adam haline getiriyor. Bu durum Henry’i dış dünyaya karşı iyice kapalı hale getiriyor. Her şeyi eleştiren bu genç neden bu kadar sinirli, sevgi görmediğinden mi? Roman akıcı bir dille yazılmış. Ona göre yazacak tonla şey var etrafta, bunları basit ve öfkeli bir dil ile anlatmalı. Kendisi de öyle yapıyor zaten. Gerçekten okuduğum en akıcı kitaplardandı. Uzun betimlemelerden kaçınmış ve yalnızca derdini anlatmıştı. Öfke ile... Sağlam adam,sert adam öyle tanımlıyor kendisini. Hayatına değer vermiyor, kimsenin hayatına değer vermiyor. İnsanlardan ya da kadınlardan nefret ettiği için değil, sadece değer
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,3bin okunma
Bilmek istememek mi, ne olursa olsun öğrenmek mi?
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 07:58
Öncelikle şunu söylemek isterim ki kitap sıkılştırılmış ve kısaltılmış olduğu için dilini anlamak oldukça zorladı beni. Yer yer sıkıcı olduğunu düşündüğüm bölümler de çok fazla, bunu dili ağır olduğu için de söylüyor olabilirim. Bunların haricinde kitap oldukça derin, Schopenhauer yine şaşırtmadı beni.. Ona göre bir şeyi bilmek için önce istemek gerekir o yüzden eyleme geçmek o şeyi yapmış olmak demektir. Dolayısıyla her şeyi iradenle yapabilirsin ya da iraden sayesinde her şey olabilirsin ve bunun için de oyum demen yeterli. Schopenhauer’ın felsefesine göre istenç duyularla algılanamayan varlıktır. İstencin de temelinde ihtiyaçlar vardır. İhtiyaçlar aşırı hale gelirse ortaya acı ve ıstırap çıkacaktır. ( Burası en çok hoşuma giden bölümdü, aşırılığın insana yalnızca ıstırap vereceğini söylüyordu. O yüzden sadece bu cümleyi görmek için bile olsa keşke daha önce okusaydım dedim.) Kitabın bir bölümünde de ölümle ilgili görüşler ilgimi çekti: “Ölüm açıkça kendisinin bireyin sonu olduğunu ilan eder fakat onda yeni bir varlığın tohumu yaşamaya devam eder, dolayısıyla ölenlerin hiçbiri ebediyen ölmez.” Kitabın genelinde de Kant felsefesinden esinlendiğini görmek mümkün. Tekrar okumam gerektiğini düşündüğüm nadir kitaplardan. Kitap derin ve yoğun bir anlam taşıdığı için ilk okuyuşta istenilen düzeyde verim alınabileceğini düşünmüyorum. Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere kitabı elbette ki tavsiye ederim. :)
Bilmek ve İstemekArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 2017502 okunma
Aşkın Metafiziği Üzerine
Puan vermedi·80 syf.··
2024 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2024 21:14
Arthur Schopenhauer 'un aşka ve kadınlara dair yazdığı kitaptır. Kadınlar üzerine; kadınların sahip oldukları doğal yapıları itibariyle ilk çocukluk döneminin bakıcıları ve mürebbiyeleri gibi davranmaya yatkın olduklarını, kadınların genç kızlık döneminde cazibe ve dolgunlukla donandığını ve bu sayede erkekleri tutsak edebilme yetilerini geliştirdiklerini, doğumdan sonra tıpkı bir karıncanın kanatlarını kaybetmesi gibi güzelliğini yitirdiğini, kadınların emek sarfettikleri tek şeyin aşk, sevdikleri insanın gönlünü kazanma, giyim kuşam, cilt bakımı, dans etme gibi durumlar olduğunu ileri sürer. Bunun yanında kadınların 18, erkeklerin 28 yaşında zihinsel kavrama gücünün ve ruhi kabiliyetlerinin geliştiğini söyler. Kadınların zihni bakımdan dar görüşlü olduğunu, doğaları gereği savurgan olduğunu, adalet, dürüstlük ve vicdanla ilgili konularda erkeklerden daha aşağıda olduğunu da söyler. Tüm bunlarla yetinmez ve devam eder. Nasıl ki aslan pençelerini ve dişlerini, filler ve domuzlar azı dişlerini, boğalar boynuzlarını kendilerini korumak için kullanıyorsa, kadınlar da ikiyüzlülük ve riyakarlıkla donatılmış olup, kendini korumak için bunları kullanır. Genellikle mahkemelerde yalan yere şahitlik edenlerin çoğunun kadın olduğunu ve pazardan marketten vs bir şeyler aşıranların da en fazla kadınlardan oluştuğunu ileri sürer. Antik yunanda kadınların tiyatroya sokulmamasının haklı olduğunu (çünkü kadınlar sürekli dırdır eder ve susmaz), kadınların genellikle herhangi bir sanata yönelik olarak sevgi beslemediğini ve de herhangi bir şey hakkında doğru ve gerçek bilgi sahibi olmadıklarını, dehadan yoksun olduklarını savunur. Çok eşliliği över ve erkeklerin tek kadınla yetinmesi gibi bi ihtimalin olmadığından dem vurur. Cinsel aşkın metafiziği;" Her türlü aşkın kaynağı cinsel
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Ayrıntı Yayınları · 201816,8bin okunma