"Şimdi yine zamanım olsaydı... kendimi oluruna bırakmaktan başka bir şey yapmazdım. Bu durumda başıma gelen her şey, bir çakıltaşı üzerindeki yağmur gibi olurdu. Yağmur, taşı serinletir, ne güzel. Bir başka günse güneşten yanar taş. Mutluluğu tam olarak böyle bir şey gibi düşündüm. "
"Ama her insan kadar onların da birilerine ters ters bakma ihtiyacı vardı. Ve bu ihtiyacın giderilmesi açısından, o uçaklar tam zamanında yetişmişti. Tam da çevrelerinde ters ters bakacak bir şey kalmadığı anda. Tam da toplumsal ilişkilerdeki fazla saygı ve hoşgörüden bunaldıkları bir anda. Tam da, bir insanı, görünüşünden ötürü ayıplamanın ayıp sayıldığı bir anda... Dolayısıyla, Rahime'yi gördükleri anda ondan nefret ettiler. Ve bu kez, yüzlerini gere gere de belli ettiler. Çünkü daha o uçakların ve çarptıkları binaların enkazları kaldırılmamıştı ki, Müslüman aşağılamak, Ingiltere'de, kriketten daha popüler bir spor hali ne gelmişti. Herkes oynamak istiyordu. Üstelik kazananın boynuna, ilkellikle mücadelede öncülük, bonus olarak da yurt severlik madalyası takılıyordu. Hem ırkçı hem ilerici! Kim böyle olmak istemezdi? "