Beyzαɴυr

Beyzαɴυr
@beyzanurstt
“Çαresızlık чüzünden her şeч αnlαmını kαчbedıчor.“ #119106059
Sevgili Kendim, Bu bir vedaydı belki de… Hani, o, insana verilen “bilinç” var ya; bu belki de onu en çok kaybetmek istediğimiz vakitti. Gözler doluyor, boğaz düğümleniyor ve biraz da ses titriyor işte. İnsan anlatmak istiyor; bağırmak, çağırmak, hatta öyle ki “anlaşılmamak” gerçeğinin o acı kabullenişini bile göze alıyor. Oysa ne gariptir tüm bu duygular. Aklımın bir yerlerinde kalbimin şiddetli çarpıntısını hissediyorum. Hissediyorum fakat beni ziyadesiyle yoran bu şiddetin önüne bir türlü geçemiyorum. Halbuki kim engel olabilirdi böyle bir duruma? Kelimeler büyük bir külfet olmuştu ennihayetinde, ne garip… Altın olsa külçe ister insan, toz olsa zerreye tahammül edemez. O yüzdendir ki bu külfeti hayatında hangi rolde kabul göreceğini iyi seçmelidir insan. Bugün bir “veda” ağırlığı var kalbimde. Bunca zaman görüp de görmezden geldiğim, bilip de bilmezden geldiğim her şeyin ağırlığı bir vedanın acısı olarak birikmiş kalbimde. İnsan, ansızın gelecek olan o yorgun ama güçlü savaşçının tüm bu ağırlıktan kurtarıvermesini bekliyor kendisini işte. Fakat şöyle bir durup uzaktan bakınca da o kalbi yoranın aslında yorulan olduğunu görmek, o ağırlığı artık taşınamaz hale getiriyor. Bir gerçeği kabullenebilmek ne büyük erdemmiş meğer… -Beyzanur Ustaoğlu
Duygu ve Düşünce
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
O gün canım çok acımıştı. Canım bile bana acımıştı.
“Binlerce anlam yükledim sana, senin için hiçbir anlam ifade etmediğimi bildiğim halde…”
Edebiyat
Sevgili Oğuz Atay’ın Vefat Yıldönümü
13 Aralık 1977… İstanbul Teknik Üniversitesi - Doçent İnşaat Mühendisi Oğuz Atay. Türk edebiyatının ilk postmodern eseri olan Tutunamayanlar’ın yanısıra Tehlikeli Oyunlar, Oyunlarla Yaşayanlar, Korkuyu Beklerken, Günlük, Bir Bilim Adamının Romanı, Eylembilim ve bir de Topoğrafya adında meslek kitabı vermiştir edebiyatımıza. Türkiye’nin Ruhu adlı kitabını yazmaya maalesef ömrü yetmedi. Henüz 43 yaşındayken, Gün Apartmanı’nda “Sevinmeyin, daha ölmedim.” sözlerini söyledikten dakikalar sonra gözlerini yummuştur hayata. Hayattaki en büyük gayesi anlaşılmak, tutunabilmek ve bunları yaparken de kendini ele vermemekti. Bireyin iç dünyasını ve bu iç dünyadaki çelişiklikleri, kargaşayı, anlamları en güzel şekilde dile getirmiştir eserleriyle. Aslında hepsinde kendini anlatmış, kendisinin anlaşılmasını istemiştir. 1974 yılında Pakize Kutlu (ikinci eşi/o zamanlar henüz evli değillerdi) ile yaptığı bir röportajında şöyle söylüyor yazar: “Edebiyatın mutfağına girmeden, direkt salonuna dalan adamım ben.” Fakat buna rağmen tıpkı Van Gogh’un tabloları gibi, O’nun da eserleri, O hayattayken yeteri kadar değer görmedi. Hatta günümüzde de yeterince değer görmüyorlar. Şu an bile ülkemizde “en çok yarım bırakılan kitap” ünvanı istatistiklere göre maalesef ki Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar (edebiyatımızdaki ilk postmodern) eserine aittir. Gene de, her şeye rağmen onu okumak, anlamak isteyen, anlamak için çabalayan insanlar görmek, biz Atay okurlarını içten içe ne de sevindiriyor… Bugün, Oğuz Atay’ın vefatının 45. yıldönümünde sevgili yazarımızı özlemle anıyoruz. #sevgilioğuzataytutunamıyoruz 🥀
Oğuz Atay
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin Biliyorum Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek Yıllarca sonra Öldüğüm gün bile gelsen Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup Çocuklar gibi sevineceğim Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlıyacağım.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir