Beyza

Beyza
@beyzareeves
çürümüş balkon demirlerinde açılmış sardunyalar gibiyiz.
“…Bize derlerdi ki Şark'ta en cahil bir Avrupalı bile modern geçinir. Başta şapka, bir marifet ve deha simgesidir. Bu medeniyet şapkası altında Garp'ın pek çok beyinsiz kafası, sürü sürü şarlatanı, ilim ve sanatın her dalında birer harika kesilmişlerdir. Avrupa'nın çavuşu orada general, sülükçüsü uzman doktor geçinir; yol işçisi birinci derecede mühendis olur. Türk, etrafındakilere medeni olduğunu göstermek için evini şapkalı mimara inşa ettirir. Nabzını şapkalıya uzatır. Parasını ecnebi bankalara yatırır. Alışverişini hep, kendi din ve milliyeti dışındaki işyerlerinden yapar. Türk asırlardan beri kanını, etrafını saran hasımlarına emdirdi. Gafletle sülük tutundu. Nihayet bünyesi zayıf, vücudu hasta düşerek ölüm döşeğine uzandı. Onu tedaviye uğraşır görünenlerin, sonunda birer cellat olduklarını anladığı gün reçeteleri yırtmaya, ilaçları dökmeye kalktı ama iş işten geçmişti. Bizim İstanbul'a se yahatimiz Türk'ün işte böyle şapkadan hile sezinlemeye, nefret etmeye başladığı bir zamana tesadüf etti. Şehrin diğer sakinleri olan Rumlara, Ermenilere, Yahudilere gelince; bunlar, o kadar para âşığı çetin insanlar ki kendi milletlerinden olmayan sanatçılara metelik vermiyorlar. Sanat öğrenecekleri ustaları, işe başlamazdan evvel o kadar inceden inceye imtihana çekiyorlar ki bu imtihan sırasında onları hoca kendinizi çırak sanırsınız.”
Sayfa 134·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.
Keşke yine genç, cahil, özgür, pervasız olsam da dünyaya merakla adım atsam, aç kalıp yol kenarında kiraz atıştırsam, dört yol ağzında "sağa mı sola mı" diye karar vermek için ceketin düğmelerini saysam! Keşke yine mis kokulu, ılık, kısa yaz gecelerini yol üstündeki samanlarda uyurken kaçırsam, keşke yine gezgin olsam da ormanın kuşları, kertenkeleleri ve böcekleriyle masum bir uyum içinde yaşasam! Tüm bunlar koca bir yaza ve bir çift çizme eskitmeye değerdi doğrusu.
Ama en kötüsü, benim için en büyük kayıp, erguvan ağacıydı. Tamam, ondan geriye kalan boşluğa genç bir kardeşi dikilecek ama yeni erguvan eskisinin yarı görkemine ulaşıncaya kadar ben artık bu dünyada olmayacağım.
…iyimserler de kötümserler de haklıdır elbette. Ama ben iyimserleri daha tehlikeli bulurum, zira o aşırı memnuniyeti, o gevrek gülüşleri ne zaman görsem, 1914 yılını, halkların o dönemde güya sağlıklı bir iyimserlikle her şeyi harika ve müthiş bulduğunu, savaşların aslında çok tehlikeli, şiddet dolu girişimler olduğu ve sonunun kötü de bitebileceği uyarısında bulunan her kötümseri kurşuna dizmekle tehdit ettiklerini hatırlarım.