"Bir varmış, bir yokmuş... Olağanüstü küçük, kulakları ise cüssesinden büyük bir fare varmış. Bir de güzeller güzeli bir insan prenses; ismi Bezelye..."
Adı bile çaresizlikten, mutsuzluktan doğan bir kahramanın, dünyaya ve kendi ailesine kafa tutan kocaman yüreğine misafir oldum bugün. Kate DiCamillo’nun ödüllü eseri Despero'nun Öyküsü, ilk bakışta çocuksu bir masal gibi görünse de aslında her yaştan okurun kalbine dokunacak kadar derin, hüzünlü ve bir o kadar da umut dolu.
Toplumun (ve hatta kendi ailesinin) dayattığı kalıplara sığmayan, fiziksel farklılıkları yüzünden dışlanan ve yalnızlığa terk edilen minik Despero… O, diğer fareler gibi karanlıkta kırıntı aramak yerine kitapların büyülü dünyasına ve imkansız görünen bir aşka, Prenses Bezelye’ye adıyor kalbini. Babasının ve annesinin sırt çevirdiği o küçücük gövdede krallıkları sarsacak bir cesaret ve iyilik gizli.
“Masallar ışıktır..." diyor kitabın sonunda. Tam da öyle.
Zifiri karanlık bir zindanın kuytusundan, umudun ve sevginin aydınlığına yelken açan bu yolculuk; bizlere büyüklüğün cüssede değil yürekte olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Timothy Basil Ering’in kitaba can veren muhteşem çizimleriyle hem hüzünleneceğimiz, hem çokça ders çıkaracağımız, hem de içinizi ısıtacak bir macera.
İster içinizdeki çocuğa bir hediye verin, ister yanı başınızdaki miniklere okuyun; ama bu olağanüstü farenin kaderine mutlaka ortak olun.