Bütün acımasızlığıyla ağır ağır yol alan bir tren gibi, hayat ruhumuzu ve gövdemizi ufalayarak geçerken sessiz durmak, ağzını açıp tek söz söylememek, neye yarar, allahaşkına?
Kendisinden, izinden vazgeçtim, onunla birlikte otobüslerde geçirdiğim o harika gecelerden çıkıp gelmiş bir eşya ile, bir garajda elimizde çay bardakları sohbet ettiğimiz bir teyze ile, hatta onun yüzüne vurduğundan, onun yüzünden benim yüzüme yansıdığından emin olduğum bir parça ışık ile karşılaşabilmek için, o ışığın gücüyle bir an onu yanımda hissedebilmek için neler vermezdim!