Hayatımızın ertesi günü sayısız olasılıklara
gebedir. Bir şeyi farklı yaptığınızda sonuçlar da farklı olur.
O iş görüşmesine gitmeseydiniz,
o çocuğun kahve teklifine evet demeseydiniz ya da hayir,
keske o sınava zamanında yetişebilseydiniz....
Hepimizin aklından geçmiştir o olasılıklardan birinde yaşıyor olsaydık kesin daha mutlu olurduk.Belki de paralel evrende başka bir sen diğer olasilıklar da yaşıyordur
Dört anlaşma:
1.Kullandığın sözleri özenle seç
2.Hiçbir şeyi kişisel algılama
3.Varsayımda bulunma
4.Daima yapabildiğinin en iyisini yap
Söz insan olarak sahip olduğumuz en güçlü araçtır ama iki yanı keskin bir kılıç gibi sözünüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafınızdaki her şeyi yokta edebilir.
Her yerde size yalan söyleyen insanlarla karşılaşırsınız.Farkındalığınız arttıkça sizin kendinize de yalan söylediğinizi görmeye başlarsınız.İnsanların size doğruyu söyleyeceklerini beklemeyin çünkü onlar kendilerine de yalan söylüyor.
Birileri bize bir şey söylediğinde varsayımlar da bulunuruz, bir şey söylemediğinde de varsayımda bulunuruz.Çünkü bilme ihtiyacımızı ancak böyle doyuma ulaştırırız.Çünkü bu yolla iletişim kurmakla gelebilecek risklerden sakınırız.
Yapmak zorunda kaldığınız için yaptığınız bir şeyde en iyisini yapmanız mümkün değildir.O zaman yapmamak daha iyidir. Ama her an yapabileceğinizin en iyisini yapmak sizi mutlu kılar.
Toltek din,felsefe değildir, bir yaşam sanatı uygulayıcısıdır.Keyifli okumalar.
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,2bin okunma
Muh te şem
Koltuğunuza oturup kitabı elinize aldığınızda bırakamayacağınız nefes kesen, gerilim dozu giderek artan bir kurgu.
Sınıf çatışması, otorite, güç savaşları, yalanlar, gerçekler, yüzleşilemeyenler...123 sayfaya harika şekilde işlenmiş kesinlikle okumalısınız!
Beyaz zambak çiçeği tarihte yeri en eski olan çiçeklerdendir. Saflığı,asaleti,gücü ve doğurganlığı simgeler.Hz. Meryem'in çiçeği olarakta bilinir iffet ve erdemi temsil eder.
Yaratıcının, yeryüzünün en şereflisi olarak yarattığı insanın malesef kendini dünyada en vahşi yaratığa dönüştürdüğü, halbuki dürtülerine biraz irade gösterebilmeyi öğrense dünya beyaz zambaklar için cennete dönüşürdü.
Kitaba gelirsek 'güzel bir kitap' demeye dilim varmıyor.Çünkü bir kurgu değil yazılanlar 160. sayfaya kadar Boşnak adetlerinden, yemeklerinden, kahve kültüründen çok güzel bir şekilde bahsetmiş ve bunu tabii ki kitabın baş karakteri Suada ve esas oğlanımız Tarık'ın aşkı ve aileleri üzerinden anlatmış.Diğer sayfalarda 1992-1995 yılları arasında yaşanılan Bosna Savaş'ından bahseder.Bu cephede mermilerin havada çarpıştığı adil bir savaş değildir.Boşnaklar kendi yurtlarından sadece inançları yüzünden temizlenmek istenir Avrupa'dan...
"Ben insanların nasıl bu kadar vahşi olabildiklerini ya da onları bu noktaya getiren sebepleri düşündüğüm zaman neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyorum."157 s.
Ve artık kimse gözyaşlarını tutamaz.Tarihte başka hiçbir savaşta kadınlar bu kadar zulme,aşağılamaya uğramamıstır.Kitabın diğer yarısında savasta kadınların yaşamak zorunda kaldığı acılar ve beterin beterinin ne olduğu anlatılır...
Kitap yazarın ölümünden bir gün sonra sahnelenmiş bir oyundur.
Beckmann 3 yıl cephede savaşır ve sorumlu olduğu 11 askerin ölmesi sonrası bu sorumluluğu üzerinden atamaz.Çünkü "Sorumluluk sadece bir kelime,ak pak insan etini kara toprak haline sokan bir kimya formülü değildir ki! Biz, insanları boş bir kelime uğruna ölüme bırakmayız ki! Sorumluluğu da bir yere teslim etmek gerekir.Ölüler cevap vermez.Tanrı cevap vermez.Gelgelelim yaşayanlar soruyorlar.Her gece soruyorlar Binbaşım.Yatağımda uyanmış yatarken geliyorlar ve soruyorlar.Siz iyi uyuyor musunuz, Binbaşım?"
Beckmann 11 askerle ölmez ama niçin yaşıyordu? Kim için, niçin, neden yaşıyordu?
Savaş sonrası vardığı kapıların dışında kalmış, ne sorularına cevap bulabilmiş ne de geride bıraktıklarını.
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma