Duygunur Budak

Duygunur Budak
@biblyosmia
Library’m 66/500
“Macera ise büyük ibadettir;çünkü O’nun eserini tanımanın başka yolu olduğunu görebilmiş değilim.”
Sayfa 55·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kıyamette ayağa kalkacak şu günahkâr bedenlerin içinde ne vardı?
Sayfa 26·Kitabı okudu
1000Kitap
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göreme­sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırları açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapma­yı, dünyanın haritasını bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri görmeyi dene. Daha hayattayken bir taş için ömür harca­ma, gün boyu evinde oturan adam Dünya’nın kendisini hiç görebilir mi?”
Sayfa 21·Kitabı okudu
1000Kitap
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü… Akıl çağ­rıydı, akılsızlık çağrıydı… İnanç devriydi, kuşku devriydi… Mevsimlerden Aydınlık’tı, mevsimlerden Karanlık’tı… Umudun baharı, çaresizliğin kışıydı… Elimizde hem her şeyimiz vardı, hem de hiçbir şeyimiz yoktu… Hepimiz ya cennete gidecek­tik, ya da doğrudan öteki tarafa… Sözün kısası, öylesine bugüne benzeyen bir dönemdi ki, dediği kimi bil­irk kişiler o dönemde olan bitenlerin ne kadar ‘iyi’, ya da ne kadar ‘kötü’ olduğunun, ancak edilmesi gerektiğinde ısrarlıy­dılar.