Ben değilmişem - Kuan
"Bu dünya kaybedenlerin dünyasıdır," diyordu köşede öylece kaldırımları izleyen adam. Zamanın bir bıçak gibi kestiği bu otuzlu yaşlarda, kendine anlam arayışına çıkmıştı avarece. Şiirdir bu… İnan, ölen insanların yasını çok tuttu; inan, güneş batıyorken çok gözümüz kamaştı geceye. Bir kitapçıda soluklandık, asude selamlar bekledik postane önlerinde. Manolya çiçeğinin kokusunu duymak için yolumuzu değiştik karanlık sokaklarda. Kalabalığı sessize almışlar, bir tek ben konuşuyorum içimden, otobüsün yansıyan camına… Şimdi birçok ölen insanın yasını tutuyorum, en çok da kendi mezarımın başında. Farsça bir şarkının saçına toka takıyorum, süslüyorum onu… Kulağımda başlıyor ağıdı… Şimdi kendime en çok şarkı söylüyorum, şimdi en çok kendime konuşuyorum. Sahi, biz bunca şeye bunun için mi göğüs gerdik? Otobüs geldi, bindim ve gidiyorum kimsenin gidemediği yere; yani evime… Günce 22 Haziran 2026
Ve sil gözünün yalnızlıklarını O an fısılda duvarlara adımı Bin bıçak var sırtımda Biniyle de adaşsın Her biri hayran sana...
Müzik
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
*"Şurama batan" diyor şair,* *Şurama batan* *Özlem demeselerdi,* *Bıçak derdim..*   > Cemal Süreya
Yusuf gibi kuyuların ortasındayım... Ateşe atlamayı bekliyorum, korkmuyorum İbrahim Halil gibiyim... Hak yoluna kurban etti, elini tutup Arafat dağına gitti, rızasıyla bıçak altına yattı İsmail gibiyim. Susuzum Kerbela'da Hüseyin gibiyim. Kimsesizim ölürsem kefensizim, Rabia gibiyim. Taşların altında Bilal-i Habeşi gibiyim. Peygambere inandım Allaha taptım. Her gece Yakup gibi göz yaşı döktüm yattım...
Her şeyi hissedebilme, her şeyi hissetme yeteneği yorucuydu. Kendini bir ses tonusu, ironik bir yorum, kaldırılmış bir kaş ile kapılmasına izin vermek. İnsanlarla kendisi arasında engeller koyamazdı. Kendi kendine dedi ki, bu sefer deneyeceğim, silahlı, kasklı, zırhlı çıkacağım, kimsenin bana bıçak darbesi vermesine izin vermeyeceğim. Ama hiç işe yaramadı. En ufak bir şey onu kaşıdı ya da mutlu etti. En ufak bir şey onu aşağı düşürdü ya da içinde umut ve sıcaklık dalgası yarattı. Ben büyük bir baz içim, dedi kendine kendini gülümsemeye, kendine gülmeye teşvik etmek için. Görevlerle dolu büyük bir blot kitabı. Katherine Pancol
BABALAR GÜNÜ VE İÇ DÖKME..
Son söyleyeceğimi başta söyleyeyip öyle yazıya geçmek istiyorum. Babam olmak üzere şehit/gazi babalarının ve evladını kaybeden tüm babaların gününü kutlarım. Başlıkta da yazdığım gibi aslında kutlama yazısından çok kendimle ilgili iç dökme olacak. Dün yanımda babam vardı. İkimize ekmek arası hazırlamak için bir şeyler kesiyordum. Hızlı hızlı domates doğuruyordum, bıçak elimden kaydı ve gümmm parmağıma girdi. Kestiklerimin arasında parmağımda vardı. Anlayacağınız her türlü elimin lezzeti eklendi..:) Bu kesiği şöyle tarif edeyim o bıçağın soğukluğunu kesilen etimin içinde hissettim öylesine kesmiştim. Babam normalde mesafeli bir kişi. Beni canhıraş halde görünce hafif panik halde Nolduuu demeye başladı, sonra kesiğimi sardı. Bütün bunlar olup bitinceye dek, akan kanımın rengiyle domates daha da karardı, tıpkı hayallerim gibi.. Evet bugün babalar günü.. Ben baba olmak için amiyane deyimle yanıp tutuşan biriyim. Ortaokul da Türkçe öğretmenim vardı Tülay öğretmen. Kadın bana ortaokul dönemimden tutun, okul bittikten sonra yolda ne zaman karşılaşsak şu sözü söylerdi; Oğlum, sen ileride çok iyi bir koca, çok iyi bir baba ve yapmak istersen de çok iyi bir öğretmen olursun demişti. Öğretmenim, ben bir dönem öğretmenlik yaptım ama söylediğiniz sıfatlardan iki tanesi eksik kaldı. Söylediğiniz sıfatlara, söylediğiniz kadar yaraşır mıyım onu da bilmiyorum be öğretmenim. Her babalar gününde acaba ben ne zaman baba olacağım diye düşünürdüm fakat bu sabah farklı bir şey düşündüm. Ne zaman baba olacağımdan çok ne zaman babalık duygusunu bana tattırma da yardımcı olacak bir kadına güveneceğim, ne zaman ona kendimi bana zarar vermeyeceğini, ruhumda tahribat bırakmayıp, benim güvenimi iyi niyetimi suistimal etmeyeceğini ve ihanet etmeyeceğini bileceğim biri olacak diye düşündüm. Bu
Duygu ve Düşünce