(Kalanda ve gidende bıraktığı izlerle)TERKEDİŞ!!
Puan vermedi·331 syf.··
2026 8. kitabı
Abdulrazak gurnah’ın her karakterde ilmek ilmek ördüğü kitaba da ismini veren terkediş öyküsü, aslında irdelenen, bıçak altına alınan şey terkediş adı altında terkedişin patolojisidir. Gidende ve kalanda bıraktığı etkilerdir. Bunu duygusal terkedişler kadar siyasi zorlamaların ışığında da yapıyor ve muhtemeldir ki eser kendi yaşamından da çok derin izler taşıyor . Kendisi de 20 yaşında ülkesini terketmek durumunda kalmış biri. Gittiği yerde postkolonyal edebiyat üzerine yazmış araştırmış ve bu alanda önde gelen kişilerden. Sömürge toplumları üzerine kişilik analizlerini çok gerçekçi bir üslupla anlattığını anlattığı karakterden şeyleri kendinize ve yaşamınızda hissederek anlıyorsunuz. Hasıli bir solukta okunan, okunması da gereken tavsiye edilesi güzel bir kitap. Önerilir!
Edebiyat
TerkedişAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 2016291 okunma
Puan vermedi
Çok sevdim adına aldanıp da yaz dizisi uçarlığında zannetmeyin. Kalbe bıçak gibi saplanan bir hikaye. . Natalia 12 yıllık ayrılığın sonunda evine, Barselona‘ya döner. Uzak kaldığı yıllarda annesi ölmüş, babasıyla hiç iletişim kurmamış, erkek kardeşi ve görümcesi ile de bir iki kez buluşmuştur. Onun dönüşü ile beraber aile fertlerinin hikayesini dolayısıyla da aile geçmişlerini öğrenir okuyucu. . Doğrusu ben her bir kişinin hikayesini merakla ve keyifle okudum.Silvia ‘nın dansı bırakmasına , Lluis’in ailesi tarafından görülmeyişine , Patricia ‘nın yalnızlığına ve yoksulluğuna, en çok Joan Miralpeix’in şiddet dolu çocukluğuna üzüldüm. . Ama en çok gözaltı ve işkence sahnelerinde nefesim kesildi.Adeta 1980 darbesi romanlarını okuyormuşum gibi hissettim . Edindiğim bilgiye göre bir üçlemenin parçasıymış Kiraz Mevsimi .Umarım devamı da yayınlanır. . Çok sevdim.İspanyol edebiyatını sevenlere sevgiyle tavsiye ederim
Kiraz MevsimiMontserrat Roig · Medusa Yayınları · 202686 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·168 syf.··
2026 254. kitabı
Zülfü Livaneli, Osmanlı sarayının o tekinsiz, boğucu ve güç savaşlarıyla örülü dehlizlerini; efendi ile köle, iktidar ile mahkumiyet arasındaki o bıçak sırtı ilişkiyi muazzam bir psikolojik derinlikle masaya yatırıyor. Roman, XVII. yüzyılda Topkapı Sarayı’nın zindanlarında, idam edilmeyi bekleyen bir padişah (Şehzade) ile onun çocukluğundan beri yanında olan, ona hem hizmet eden hem de onun celladı olmaya hazırlanan saray hadımı Habeş Süleyman’ın hikayesini konu alıyor. Eser, gücün insanı nasıl canavarlaştırdığını ya da nasıl çaresiz bıraktığını anlatırken, klasik bir tarih romanının ötesine geçerek evrensel bir güç alegorisine dönüşüyor. Livaneli; tahtını kaybeden bir sultanın bir anda nasıl en zavallı yaratığa dönüşebileceğini, köleliğin ise sadece zincirlerle değil, zihinlerde nasıl kökleştiğini Süleyman’ın iç hesaplaşmaları üzerinden harika bir dille işliyor. Kitaba adını veren o soğuk, büyüleyici ve ölümcül "Engereğin Gözü" motifi, saraydaki o sürekli izleme, izlenme, korku ve ihanet sarmalını kusursuz bir şekilde simgeliyor. *Engereğin Gözü*; tarihin tozlu sayfalarından beslenen ama insan doğasının o değişmez karanlığına, taht hırsına, aidiyet duygusuna ve özgürlük kavramına ışık tutan; diliyle, atmosferiyle ve sarsıcı finaliyle edebiyatımızın en özgün ve sürükleyici dönem anlatılarından biridir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2026 253. kitabı
Stefan Zweig, insan psikolojisinin en derin ve en hassas tellerine dokunmadaki ustalığını bu kez kadim bir efsanenin, teolojik bir sorgulamanın fırça darbeleriyle birleştiriyor. Kitap, Yahudi mistisizminin ve eski ahit anlatılarının o görkemli fonunu kullanarak, insanlık tarihinin en evrensel ve en yakıcı temalarından biri olan adalet, inanç ve acı kavramlarını masaya yatırıyor. Eserin merkezinde, halkının maruz kaldığı bitmek bilmeyen zulümler, sürgünler ve trajediler karşısında sessizliğini koruyan Tanrı’ya karşı içindeki isyanı artık bastıramayan Rahel yer alır. Rahel, sıradan bir kabullenişin ya da körü körüne bir biatin ötesine geçerek; çekilen bu muazzam acıların, dökülen masum kanların hesabını sormak üzere yaratıcıyla entelektüel ve ruhani bir düelloya, amansız bir hesaplaşmaya girişir. Zweig, o alametifarikası olan lirik, yoğun ve empati dozu yüksek üslubuyla, bir kadının içsel çalkantılarını ve inanç krizini adeta kozmik bir boyuta taşıyor. Yazar, bu kısa ama sarsıcı anlatı üzerinden kutsal metinlerin dogmatik sınırlarını esnetirken, insanoğlunun binlerce yıldır sorduğu o kadim soruyu yeniden yankılandırıyor: *Eğer mutlak iyilik ve adalet varsa, yeryüzündeki bu sınırsız kederin ve adaletsizliğin kaynağı nedir?* *Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor*; inanç ile isyan, teslimiyet ile sorgulama arasındaki o bıçak sırtı çizgide yürüyen; edebiyatın, felsefenin ve teolojinin tek bir potada eritildiği, okurun vicdanını ve inanç kalıplarını derinden sarsan son derece yoğun ve etkileyici bir Stefan Zweig klasiğidir.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 53. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Gölün kıyısına vuran bir ceset.Kumun üzerinde unutulmuş bir bıçak.Kaan, uzun zamandır görmediği babasını son yolculuğuna uğurlamaya hazırlanırken, bu yasın içinde dile gelmeyen bir şeyler dolaşıyor.Bir öfke. Bir sızı.Bir utanç.Peri’nin çalınmış çocukluğundan geriye kalan utanç.Bu cenaze, yalnızca bir vedaya değil; geçmişin sessizlikle örtülmüş anlarına da çağırıyor onları.Peri de Kaan da, yıllar boyunca söylenmiş yalanları,anlamla yüklenmiş suskunlukları, bilerek kaçırılmış bakışları ve hiç sorulmamış soruları bir bir hatırlıyor.Herkesin bildiği ama kimsenin adını koymadığı aile sırlarını.Çocukluk geri alınabilir mi? Hatırlamak bir yarayı iyileştirir mi, yoksa onu daha görünür mü kılar?Kumlara saplı bir bıçak, geçmişin izlerini kesip atmaya yeter mi?Bu roman, bireysel bir yasın içinden geçerek,çocukluğun korunmamış alanlarını, sınıfsal ve cinsel sömürünün iç içe geçtiği o karanlık eşiği yokluyor.Menekşe Toprak, Peri’de zor bir meseleyi yüksek sesle değil, derinlikli ve edebi bir sezgiyle ele alıyor;okuru, suskunluğun en çok konuştuğu yere davet ediyor.
PeriMenekşe Toprak · Doğan Kitap · 202647 okunma
7/10
·272 syf.··
2021 293. kitabı
Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış. Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş. “İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır
Zero LimitJoe Vitale · Pegasus Yayınları · 20161,077 okunma