Cimriliğin kökeninde, bu dünyanın fani varlığına duyulan sevgi yatmaktadır. Cimri kişi, malına sıkıca tutunur ve onu stoklar. Arapçada bir şeye tutunmak için kullanılan mesak kelimesi, aslen "kabız olmak" anlamına gelen başka bir kelimeden türetilmiştir. Cimri kimseler, kendilerinde kaldıkça onları zehirleyen şeyi bir türlü bırakamayan kimselerdir. Peygamber Efendimiz(sav), "Allah, Âdemoğlu'nun dışkısını bu dünya malı için bir misal kılmıştır." buyurmuştur. Biri acıktığında hemen yemek bulur, karnını doyurur ve mutlu olur ama yenen şeylerin vücudu terk eden kısmı çok iğrenç bir hal almıştır. İşte zekât vermek de, servetin bir kısmından vazgeçerek mal varlığının ve nihayet insanın ruhunun temizlenmesi işlemidir. Bir kimsenin kazancında helal olmayan, şüpheli kaynaklardan gelen kısımlar olması gayet muhtemeldir. İnsan, zekât vererek rızkını bu tip olası pisliklerden de arındırmış olur.