“Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik, var olmuş bir zekânın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekânın var olmamaya devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.” Ferit için de, şimdi, aşkı aptallığa benzeten şeylerden biri, bütün şahsiyetin yutuluşu ve sevgilinin hayali içinde, zevksiz bir santimantalizme doğru yuvarlanışıdır.
Bu gözlerden bakışla beraber çıkan, fakat mânâdan bambaşka bir şey, maddî ve manevî hiçbir şeyle izahı mümkün olmayan bir şey Ferit'in bütün varlığını sarıyordu.
Biz dört çocuk, hep aynı hocadan aynı tahsili görüyorduk, fakat Handan hepimizi arkada bıraktı. Bugün bizim tahsilimizi kazısan bir lisan, biraz da edebiyat bulursun. Fakat Handan öyle değildi. Onda öğrenmek bir ihtirastı. Bilmek, daima bilmek, yalnız kitaplardan değil, tabiatta, insanlarda her şeyi, görünmez şeyleri bilip anlamak için onda ebediyen susamış bir dimağ vardır. Fakat alim kadınların kuru dimağı değil, Refik. Onda bildiği şeyleri seven, deraguş eden bir şefkat, bir kadın kalbi vardır.