Bazen hangi niteliğinin onu şimdiye kadar tanıdığım tüm insanların kat be kat üstüne çıkardığını bulmaya çalışıyorum. Sanırım bunlar sezgisel bir kavrama yeteneği, hızlı ama asla hedefinden şaşmayan bir yargı becerisi, nesnelerin sebeplerine nüfuz edebilme, eşi benzeri olmayan bir netlik ve duyarlılık; bir de tüm bunlara eklenmesi gereken ifade kolaylığı ve farklı tonlamasıyla ruh okşayan bir müziğe benzeyen sesi.
Düşünüp taşınıyordum ama boşunaydı. Yazarlığın en büyük ıstırabı olan, çaresiz çağrılarımıza yalnızca vasat bir hiçliğin cevap verdiği o bomboş, icat edememe hissini yaşıyordum.