Bu tür bir kalabalık, insanoğluna ciddi bir sınav sunar. Ortak yazgısının bir tanığı olarak toplanmış, kişisel farklılıkların önemi kalmamıştır. Kalabalığın kendi belleği açısından bu yazgı, yalnızca sürekli bir yoksunluktan ve aşağılamadan oluşmuştur. Yine de iştahların özsuyu kurumamıştır. O kalabalıkta rastgele karşılaşan bir çift göz bile gelebilecek taleplerin boyutlarını belirtmeye yeter. Bu taleplerin çoğunu karşılamak olanaksızdır ve kaçınılmaz biçimde bu çelişkiden şiddet doğacaktır.