Sanırım bizim toplumda muhatap olduğumuz kişinin ismi yerine ; "Kanka, Kanki, Müdür, Hacı, Bilâder" demeden hitâp edemiyoruz.
Sosyoloji
"gözümle görene kadar ihtimal vermemiştim ama sen harbi aşıksın"dedi engin. Yan gözle bakmıştı Güntekin "Ne"dedi ağzının içinde. "Düğünde gözün hep karnındaydı" "Gelin olduğu için olabilir mi? nikah memuruna mı bakıcaktım?" "Lan öyle değil "dedi engin anında. "Farklı bakıyorsun yengeye.Ondan dedim bu zamana kadar öyle baktığını görmemiştim kadının gülüşünü izliyorsun". "Çünkü karım" "Herkes karısının gülüşünü izlemiyor Boss" "Herkesin karısı kendine bilader.Benimki her zaman gülmüyor.Gülüyorsa izlerim"
Reklam
Seninde EMEKÇİ günün kutlu olsun, ismimden dolayı beni kadın sanıp telegramdan bana yürüyen herif :D Gördüğünüz gibi HOCAM HOCAM diyor :D Keşke kandırsaydım dedim sonradan salak gibi direkt erkeğim bilader dedim :D
1000Kitap
Sanırım bizim toplumda muhatap olduğumuz kişinin ismi yerine ; "Kanka, Kanki, Müdür, Hacı, Bilâder" demeden hitâp edemiyoruz.
Sosyoloji
Yeni bir şeyler
Kendimi bir cadde içinde yürüyen kalabalığın içinde buldum. Hayatımda hastalıklı fikirlerim dışında her şey yerli yerinde ilerlemeye devam ediyordu. Gökyüzü bugün kendini bizlere beğendirmek için güzel dekolteli kıyafetlerini giymişti. Sırtımdaki çantada kurulmayı ve insanları izlemeyi bekleyen bir A2 vardı. Lüks şehrin lüks hazlarından birisi de insanları dürbünümle izlemekti. Hiçbir şey yapmıyordum. Kimi zaman sokakta yürüyen bir sarhoşu menzilimden çıkana kadar izliyordum. Kimi zaman güzel bir kadının menzilimden çıkmasını istemiyordum. Her şey çok rahat ulaşılabilirdi. Beş dakika içinde istediğim her şeyi bilme ve unutma becerisini beynime enjekte edip bilme ya da unutma becerilerine sahip olabilirdim. Hala cehaletin aramızda sırıtıyor olması bazıların cehaletin içinden çıkmaya teşebbüs ettiğini gösterir. Metrobüs yolculuğum sırasında çaldığım lüks bir giriş kartının nereye girdiğini aramaya başladım. İnternetteki sorgulamalarım eşliğinde kocaman bir gökdelene gireceğim aklımın ucundan dahi geçmiyordu. Girişte kendinden bir haber olan güvenlik görevlisine kartı gösterdim. “ Geçebilirsiniz beyefendi.” Dedi. Hafif güler yüzle. Duyacağı bir ses tonuyla “ Uzun zamandır beyefendi olduğumu düşünmüyorum. “ Elimdeki karttan adamın ne iş yaptığını araştırdım. Gündelik zamanımızın birçoğunu geçirdiğimiz sosyal medya hesaplarımız üzerindeki palyaçolardan biriydi. Asansörü çağırdım. Saatimi kontrol ettim. Erkan evde değildi. Sosyal medya hesabından bir barda eğlenirken birkaç video paylaşmıştı. “ İnsanlar çok mutlu.” Aniden bir kadın sesi işittim kulağımın ucunda. “ Bu bir problem mi?” “ İnsanların kendi kendine konuşması mı?” “ Hayır, insanların mutlu olması bir problem mi?” Asansörün kapısı açıldı. Küstah bir şekilde “ Bu soruyu asansöre sormalıyız.” “ O zaman
1000Kitap
George orwell-1984
Az önce romanda altını çizdiğim bütün alıntılarımı sizlerle paylaştım. Umarım “Büyük Bilader” beni de yok etmez.
1000Kitap
Reklam
Reklam