Cengiz

Cengiz
@bilader92
Gönüllerin gazisi
Para yine karşımıza çıkıyordu; her şey paraydı. Bütün insan ilişkileri parayla satın alınmalıydı. Paran yoksa, erkekler sana dönüp bakmaz, kadınlar seni sevmez; sevmez derken, seni umursamaz, sevip sevmemesi önem taşımaz. Sonuçta ne kadar da haklıdırlar! Çünkü, parasız, sevilebilirlik niteliğinden yoksunsun. İnsanların ve meleklerin diliyle konuşuyorum. Ama param olmasa, insanların ve meleklerin dillerini konuşamam.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Orta sınıflara özgü garip idealist züppelikleriyle Gordon’un yasalara uygun olarak on sekizine varmadan okulu bırakmasındansa, kendileri işe gitmeyi yeğliyorlardı. İki yüz sterlin ya da bunun yarıdan çoğu, Gordon’un “eğitiminin” tamamlanmasına harcanmalıydı. Gordon buna göz yumdu. Paraya savaş açmıştı, ama bu, onun bencil olmasına engel değildi. Elbet işe gitme, çalışma fikri onu ürkütüyordu. Hangi çocuk ürkmezdi ki? Pis bir büroda kalem kakalamak – aman Tanrım! Amcalarıyla halaları, daha şimdiden, Gordon’un “hayata atılması” konusundaki tasalarını dile getirmekteydiler. Her şeyi “iyi” iş açısından görüyorlardı. Genç Smith bankada ne kadar “iyi” bir iş bulmuştu, genç Jones bir sigorta bürosunda ne kadar “iyi” bir iş bulmuştu. Bunları duyduğunda midesi bulanıyordu. Onlar İngiltere’deki her gencin, bir “iyi” iş tabutuna kapatılmasını istiyorlardı sanki."
"Ama o en çok, değerli, “kültürel” kitaplardan nefret ediyordu. Eleştiri kitaplarıyla gerçek edebiyat ya da yazı sanatı kitapları. Hani şu paralı genç Cambridge hayvanlarının neredeyse uykularında yazdığı türden kitaplar – azıcık parası olsaydı bunları havada yazardı Gordon. Para ve kültür! İngiltere gibi bir ülkede parasız ne kadar şövalye olabilirsen, ancak o kadar kültürlü olabilirsin."
”Karşıda, Prince of Wales’in bitişiğinde, yapım halindeki binaları çevreleyen tahta perdeler, şu ya da bu sentetik çerçöple bağırsaklarınızı perişan etmenizi öğütleyen hazır yiyeceklerin ve reçetesiz ilaçların ilanlarıyla kaplanmıştı. Canavarı andıran taşbebek suratlarından – budala iyimserlikler fışkıran pembe, anlamsız suratlardan oluşmuş bir sergi görüyordunuz adeta. Gizli Sos, bilmem ne kahvaltı gevreği (“Çocuklar Kahvaltı Gevrekleri verilsin diye tepiniyor”), Kangru Şarabı, Vitamalt Çikolata, Bovex. Aralarında en çok Bovex, Gordon’un sinirine dokunuyordu. Gözlüklü, fare suratlı bir memur, kolalı saçlarla bir kafe masasında oturmuş, beyaz bir Bovex kupası elinde sırıtıyordu. “Roland Butta Bovex’siz sofraya oturmaz” sloganı atılmıştı.”
Sayfa 9·Kitabı okudu