8/10
·400 syf.··
2026 65. kitabı
Tanıdık, keyifli, tatlı, komik ve akıcı bir romantik komedi kitabıydı kendileri. Kitabın başlarında ana kadın karakter olan Josie ye baya gıcık oldum hatta hiç sevmedim bile diyebilirim. Kendinden bolca fedakarlık ettiği bir gençlik yaşadığı için sert, keskin ve koruma kalkanları yüksek olan bir tipti. Kendince haklı olsada ne yazık ki bana kaba ve soğuk geldi. Ryan ise aşırı tatlı, fazla naif, çok kibar, hassas, tam bir romantik ve kitapta elli kere tekrar ettiği gibi uzun boylu biriydi. (2,04 tü galiba) Kitabın yarısından sonra Josie yumuşamaya ve sevilebilir bir tip olmaya başlayınca benimde kitaptan aldığım keyif baya arttı diyebilirim. Dünyada Ryan kadar ince ve romantik düşünebilen bir erkek var mıdır, bilemedim ama neyse.:)) Keşke yan karakterleri de daha detaylı tanısaydık, hepsi de çok tatlı ve özel karakterlerdi aslında.’ Böyle tatlı ve nahif bir kitaba göre gereksiz fazla ve detaylı smut sahneler vardı bence, o da biraz canımı sıktı. Canımı sıkan kısımlar dışında kitabın alıntılarını, atıflarını ve verdiği mesajları gerçekten sevdim. Okumaya değer bir kitaptı sadece biraz sabırlı olmak lazım. Şuna da değinmeden geçemeyeceğim; kitabın yorumlarında “You've Got Mail" filminin kitap uyarlaması şekilde ifadeler kullanılmış, orda bir duralım please. Kimse bir Meg Ryan ve Tom Hanks olamaz, hatta benzeyemez bile sorry canlarım, hepimiz yerimizi bilelim. Eğer izlemediyseniz You've Got Mail filmini izlemenizi de kesinlikle öneririm. Eskiden internete nasıl bağlanılıyormuş, internet hızı neymiş bir görün de şok olun.:)) Hatta bende hemen tekrardan izleyeyim, çünkü neden olmasın.:))
1000Kitap
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202633 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Nasıl anlatılmalı ki bu kitap. Beni fazla etkiledi. Okurken ilk düşündüğüm şey sosyal kimliklerimize o kadar bağlanıyoruz ki insan olmayı unutuyoruz sanki. Hatta o kadar çok bağlanıyoruz ki sosyal kimliğimizin dışındaki insanların insan olduğunu unutuyoruz. Hikayemiz bir ölüm haberiyle başlıyor. Anlatıcımız İbrahim’in çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölümüyle. Ölümün nedenini merak edip eski yaşadığı şehre yani Mardin’e giden İbrahim burada Hüseyin’in ölümünün perde arkasını öğreniyor. Tek ölümü de değil ayrıca Ezidi’lere gösterilen zulümden de bahsediliyor. Nasıl bir dehumanizasyonla (insandışılaştırma) baş ettiklerini okuyoruz. Çok spoiler vermek istemediğim için kısaca bahsettim. Ama gerçekten beni fazlasıyla etkileyen bir kitap oldu. Biraz da hayatın gerçeklerini bilelim. Tavsiye ediyorum mutlaka okumalısınız. Zaten hikayenin içine çekiliyorsunuz fazla akıcı da bir dili var. Ek olarak: Ahmet Ümit ile Livaneli’nin anlatım tarzının ne kadar benzediğini düşünmeden de edemedim.
1000Kitap
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sadece "özel" insanlar için...
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:26
Beyninizi zonklatarak, döve döve genişleten ve kendi kendinize geceleri varoluşsal sorular sormanıza neden olan kitap. Birkaç alıntı: • Sen ve ben çoğu kimse gibi değiliz. Dünyada rahatlık aramıyoruz. • İnsan akılla şehvet arasındadır. Bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız. İnsan “gidip-gelen”dir. (Benim tanımlamam) • Amellerimiz ile niyetlerimiz arasındaki boşluğu melekler doldurur. • Yazmaya kalkışanlar mağrur kimselerdir. • Ödev katlanmayı görev ise gözüpekliği gerektirir. • Düşkırıklığı dediğim zaman eskilerin "sukût-u hayâl" dedikleri şeyi kastetmiyorum. Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar yağmış falan değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadir, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz. • Hepimiz birer düş kırıklığıyız ve kırılmayanda hayır yoktur. • Ne olursa olsun bir ortamda "uyumsuz" bir unsur belirmişse, ortaya bir "uyumsuzluk" çıkmışsa, o noktada anlaşılmaya değer, üzerinde kafa yorma mecburiyeti duyduğumuz bir durum var demektir. • Panik bir dünyada yaşıyoruz. Öyle inanıyorum ki panik karşısında bir şeyler yapmanın yolu paniği önlemeye çalışmaktan geçmez. En doğrusu paniğe hiç katılmamak, yani üretken bir çabaya kendini bağlamaktır. o Ama bu kendini uyuşturmak. Belki de panik elzem! (bu benim yorumum) • Çağımızda sosyalleşme adı altında gerçekleşen sürüleşmeye… • Herkes kendini ikna etsin: Kendi bakış açımın doğru olduğuna birilerini ikna etmek benim
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,479 okunma
8/10
·256 syf.··
2026 27. kitabı
Geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman bir arada müthiş bir anlatım örgüsü var. Okurken çok keyif aldım. Kızların babalarıyla yaşadıkları baya düşündürdü beni çünkü her kızın babasıyla iyi kötü böyle anları vardır. Ben de babasını seven ama hala ondan çekinen aradığında bile kendine çeki düzen veren bi kızım. Kitapların sonunda açık kapı bırakılmasını ben çok sevmiyorum neyse söyleyin de bilelim yani
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2026 19. kitabı
İnsan hayatı, bir merdiveni tırmanmak gibidir. Asansörle geçip gitmek, modern zamanların adeti. Bir anda ilerleyip durmak yada bir anda inip durmak fıtratın hiçte hoş karşılamadığı şeyler olarak önümüze çıkıyor. Yazarımız bu kitabında da hayat asansöründe ilerlemek isterken fıtrata çarpıp sarsılıyor, iyi ki de sarsılıyor bu sayede bir merdivene ihtiyaç duyuyor. Bizde bu merdivenin adımlarını, düsturunu ve nasıl çıkılırsa verim alınacağını görüyoruz; bizzat yaşanmışlıklar üzerinden ve daha da yaşanılacaklar üzerinden. Kitabımız dertleşerek kişisel geliştiren kitaplar kategorisine eklenebilir. Zira somut nasihatların sağlam bir piarla bestselleri doldurduğu çağımızda soğuk ve empatiden uzaklığı görmüyoruz bu kitapta; bizzat yaşanmışlık, acı çekmişlik ve test edilmişlik var. Yazarda bu yolculuğunu kalıcılaştırma ve kimilerine de merhem olma adına bizimle paylaşıyor hayatını, planlarını ve uygulamalarını. Aşama aşama ilerleyen kitap, gayet akıcı bir dile sahip bir oturuşta okunacak türden. Sohbet havasında ve devamının geleceğini hissettiren türden. Ben bazı notlarla yazarın uyguladığı metodları uygulamayı hedefliyorum. Özellikle keskin bir dönüşten öte hayatını adım adım yola sokmaya çalışanlar bu metodları görmek için bile okunur. Ara ara göze takılan motivasyoneller sözlerle süslendirilen kitabımızı; bu alanda sepeti kolunda işi yolunda kişiler tarafından da şevk kaynağı olarak okunacağını düşünüyorum. Kaldı ki herkesin her şeyden bir hissesi vardır yeter ki görmesini bilelim. Ayrıca bundan sonraki çalışmalar için yazarın hayatındaki dönüşün benim görebildiğim ana kaynağı olan evebeyinlik rolüne dair öğretmenliğinden vermiş olduğu deneyimle birleştirilmiş bir çok evebeyne reçete olacak kitaplar gelebilir. Bu alan ne kadar dolu gözükse de uygulamalı sonuç alan
Hayata Dair
Kendini Arıyordun Buldun mu?Ayşegül Ünal · Aile Yayınları · 20263 okunma
9/10
·464 syf.··
2026 3. kitabı
🅼🅴🆁🅷🅻🆁🆁 Cemal Süreya'nın: Nasıl bir his biliyor musun? oda geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orada ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun, birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına, ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun Sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye, ‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?” dediği yerdeyim yerdeyiz. Unutması mümkün olmayan acılar yaşadık son 1 aydan fazladır.Rabbim bir daha yaşatmasın.Milletimizin başı sağolsun,geride kalanlara sabırlar şifalar versin... Bugün size Alfa Kitap ‘tan çıkan @akyuz_sinan ‘nın yürek yakan kaleminden #elvedaaşk kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Yıl 1914-1915... İstanbul Sultanisinde okuyan Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev Çanakkale Savaşı'nın zorlukları içinde karar verip vatanları için ailelerinden,sevdalarından ve hayallerinden vazgeçip düşman toprağını çiğnemesin diye izcilik yeminlerine bağlı kalıp askere giden daha 15-17’lerinde arkadaşlardı.Bu gençlerden Feyzi ve Süreyya' nın sevdiği Refika ve Güzide hem vatanları için hemde onlara daha yakın olmak için gönüllü hemşire olup onların ardından cepheye giderler.Fakat Yusuf’un Mehpare’si için aynı durum geçerli değildir. Çünkü sevmek her insanın harcı olmayan bir duygudur. Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev bu cephede neler yaşadılar? Refika ve Güzide sevdiklerini bulup kavuşabildi mi? #kitaphakkındadüşüncelerim Dönem kitapları sever misiniz? Ben pek sevmezdim ama Sevgili @akyuz_sinan sayesinde ön yargılarımı yendim. Çünkü elveda aşk sadece dönemi değil; dostluğu ,sevgiyi, ve en önemlisi insanın her karış toprak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. İşte bu yüzden okuyun efendim hemde okutun okutun ki, damarlarımızdan akan kanı, bastığımız toprakları,
Elveda AşkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20211,688 okunma