Lalaland

Lalaland
@bilemedimben
Benim ruhum sallanıp duran bir mutsuzluktu, dokunulmaya görsün, dokunanın üzerine yıkılır hemen.
5 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
10/10
·
Beğendi
Stefen Zweig'i ilk defa üç ya da dört gün önce okudum. Bununla ilgili konuşmak istiyorum çünkü baya noluyor lan moduna girdim. Spoiler içerebilir okumayan, okuyacak olan, hiç kimsenin fikrinin tesiri altında kalmak istemeyenler hızlıca ekranı kaydırsın. Burada yazdığım da düşündüğüm ve hissettiklerimin yüzde onu bile etmeyecek muhtemelen ki bunu istemem de ama yinede bir şeyler diyeceğim. Okuduğum Olağanüstü Bir Gece kitabında ki subayı öylesine iyi anladım ki bu bana baya rahatsızlık verdi çünkü insanların genel itibariyle kabulleneyemeceği bir suç işlemiş olan karakterin pişmanlık ve utancı hissetmediğinin farkına varmasıyla tüm duygularının uyarılmış olmasıyla bir yeni doğuş yaşamasıydı ki bunun ne kadar beni çok da etkilemediğini düşünsem de ( çünkü bunun olabilitesini kendime çok önceden kanıtlamıştım ) öyle değilmiş. O alt metin olarak algıladığım insanın düşüncelerinin duygularına hükümsüzlüğünün gerçekliği beni baya nakavt etti diyebilirim çünkü şu zamana kadar hissetiğime ( yüksek oranda zandan ibaret olan ) zıt çizgideydi. Bunu hazmetmek aslında çok uzun sürmedi ki bugün diğer Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'i okudum. İngiliz kadının anlattığı bu anının içerisinde ki olaylar ve hisler öylesine tanıdık geliyor ki kendi kendime acaba ben mi yönlendiriyorum dedim. Kadının o anılarında ki baş kahramana hissettiği tüm duygu tasvirlerini öylesi içtenlikle yaşadım ki okurken sonu hakkında yazdığım senaryoyla ufacık bir yerden bile kesişim göstermeyişi beni zerre huzursuz etmedi ( neden bilmiyorum. ) aksine ilk kitaptan sonra o alttan zihnime yerleşen düşünce daha da kuvvetlendi. Doğruluğunu ya da yanlışlığını umursamadığım, beynimin en işlek caddesine yapıştırdığım bu düşünceye ne olacak bilmiyorum ve Zweig bunu bilinçli mi naklediyor yoksa ben mi farkında
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·
Beğendi
Güzel bir Zweig hikayesiydi. Başlarda gördüğümüz kendini anlatan adamın Camus'nun Yabancı romanında ki karakterle olan kayıtsızlık konusunda benzeşmeleriyle aklıma onu getirdi fakat ilerleyen sayfalarda durumun daha farklı yerlere evrildiğini anlamam uzun sürmedi. Karakterimiz Friedrich Michael aslında kendisini tanımayan, insanın ne demek olduğunu bilmeyen çünkü daha öncesinde buna yönelik herhangi bir çalışması bulunmayan, monoton bir burjuva hayatı yaşamakta olan, hesap vereceği kimse olmadığından sorumluluk hissi körelen ve yaşayamamış bir subaydır. Kendi içinde ki o ruhani metelikli duyguların farkına 'suç' işleyerek varır. Kendisi yaptığı işi rezalet olarak görmesine rağmen bundan utanç duymamaktadır ama duyması gerektiğini düşündüğü için bunu ister. Sonrasında ise o olağanüstü maddesellikten ambargo koyulmuş, tüm statülerinden ve geçmişinden aforoz edilmiş halde bu tinsel olan ambiyansta tamamiyle derinlere arşınlar. Öyle ki bir ara üçüncü gözünün açılmış olduğunu düşündüm bence öyle de. Oldukça güzel ve etkileyici bir roman. İlk okuduğum Zweig romanının böylesine derin olabileceği ve karakterini tamamiyle anlayabileceğimi kim bilebilirdi. Zweig'in oldukça güzel betimlemeleri, benzetmeleri ve anlatış tarzı hoşuma gitti. Beni kendisine çekti, bırakır mı bilmem. Selametle.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Biliyor musunuz albayım ne olmalı? Yeni bir gençlik yetişmeli: Altı metre, dokuz metre, on iki metre boyunda. Her biri bir kattan hesap sormalı. Neden duvarınıza mısır püskülü astınız? Ha ha Benim verilecek fazla bir hesabım yok. On iki metre boyundaki gencin cebine girerim,alt katları seyrederim, gençlere akıl veririm. Çünkü ben tek başıma her tarafa yetişemem.

Lalaland

, 1000Kitap'a katıldı.