Olurda görüşemezsek
Ölür de söyleyemezsek
Ben seni çok sevdim
Beni unut, bunu unutma!
“Otuz ömür geçse de ömrümün üstünden,
Yine yarınım gibi severim seni...”
- Can YÜCEL
Seni tanıdığım şehirden senin doğduğun şehre uzandı yolculuğum farkındalıksız. Hızla akıp giden çorak toprakların şahitliğinde bir trenin camından bakıp bakıp maziyi andım. İlk trene binişim, seni tanıdığım şehirden gidişim, seni tanıdığım şehre gelişim, gidişim, gelişim... Ve bir gün bir kez daha gidişim, bitişim. Yıllar geçmiş, aynı trenin senin doğduğun yere uğramadığı zamanlar sesin nefeslenmişti kulağımda. Şimdi doğduğun yere uğramanın şaşkınlığı ve heyecanıyla geçmişe dair ne varsa eksiksizce hatırlamaya çalışıyorum. Ağlıyorum istemsizce, yüreğimin ortasına unutamadığım bakışların saplanıyor. Daralıyor nefesim yaklaştıkça, inesim geliyor belki görürüm umutsuzluğuyla. Tren duruyor senin doğduğun yerde hüngür hüngür ağlıyorum yüreğimin yanıbaşında. İnemiyorum, bir kez daha sensizliğe doğru yol alan trenin yılları, anıları ömrüme çarparcasına hızlanışına esir oluyorum. Seni unutmaya azmedişlerimin, yüreğimi şartlı, izahatlı dizginleyişlerimin, sensizliği kadim bir kader olarak kabul edişlerimin bu yolculukta yerle yeksan oluşuna şahit oluyorum. Bilmiyorum, yaşamak mı ölüm mü daha az acı verir. Şimdi bunca yıkılan direnişin asla gelmeyecek olan bir kavuşmanın dirilişine dönmeyeceğini bile bile seni sevdiğim gerçeğine sımsıkı sarılıyorum sessizce, sensizce, ıssızca, çaresizce, ömrümce...
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.
Erdem Bayazıt