Bilge

Bilge
@bilge_hacialibeyoglu
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2021 23:21
Merhaba! Yaprak dökümü, Milli Mücadele döneminde yazılmış bir eser. Fakat diğer eserlerin aksine bu roman dönemin farklı bir yönünü bize anlatıyor. Geleneksel Türk aile yapısının hem maddi hem manevi yönden çöküşünü bize gösteriyor. Ali Rıza Bey, örnek bir aile babası, görmüş, geçirmiş, okumuş, 4 dil bilen, geleneksel bir Türk babası. Çocuklarını da bu gaye ile yetiştirmek ölmeden önceki son arzusu. Namus der başka bir şey demez. Fakat çoçukları ve eşi ile arasında hayli kuşak farkı olan Ali Rıza Bey çağın gereksinimlerine, modern hayata bir türlü ayak uyduramaz. Bu yönden kitap bir yanlış batılılaşma örneği olarak da karşımıza çıkar. Çünkü Ali Rıza Bey’in çocukları da aslında çağın gereksinimlerini doğru bilmiyorlardır. Bu nedenle evde kavga gürültü gırla gider. Ve teker teker Ali Rıza Bey’in “Yaprak Dökümü” ne benzettiği kopup gitmeler başlar. Romanın sonu benim için çok açık olmamakla birlikte, zaten nasıl biterse bitsin benim için çok üzücü bir son olacaktı. Ali Rıza Bey, korkak bir adamdı. Başına ne geldiyse bu yüzden geldi. Fakat yine de roman boyunca ona üzülmekten ve diğerlerine kızmaktan kendimi alamadım. Benim için çok zevkli bir okuma oldu. Kısa bir kitap olduğu için de iki günde bitti. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 18:49
Merhaba! Aliye, milli mücadele dönenimin kahraman Türk kadınlarından biri. Daha doğrusu gizli kahramanlarından biri. İdealist bir öğretmen hatta halkın yozlaşmışlığını “eğitim” ile düzeltebileceğine inanacak kadar! Bu romanın mesajı o kadar güçlü ve zamansız ki... Dini pis işleri için bir güvence sayan, kendine din adamı diyen mahlukların elinde ne hale gelebileceğinin en acı örneklerinden birini okuyoruz. Selim İleri’nin de deyimiyle bir “ idealist öğretmen- gerici din adamı” çatışması. Aynı zamanda bu savaşın ortasında yeşermeye çalışan bir aşk... Vatan aşkı ile Aliye’ye duyduğu aşk arasında kalan bir askeri de okuyoruz. Anlayacağınız Halide Edib bize yine asla eskimeyecek, akıllardan silinmeyecek karakterleriyle, konusuyla, atmosferi ve anlatımıyla mükemmel bir eser bırakmış. Milli Mücadelede cephede bizzat bulunan Halide Edib bizi o dönemlerin kasabalarından birine götürmüş ve bizde o hayat sahnelerinden birkaçına tanık oluyoruz bu kitapta. Ve Aliye’nin yeminini asla unutmuyoruz... İyi okumalar
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202313,7bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Merhaba! Bugün Jack London’ın distopyası Kızıl Veba hakkında konuşacağım. 2013 yılında aynı covid-19 gibi bir salgın hastalığın dünyayı kasıp kavurduğunu görüyoruz. Covid’den en belirgin farkı ise; kurtuluş yok! 60 yıl sonra 2073te ise dünyada yaklaşık 400 insan kaldığı düşünülüyor ve bu insanlar kabileler halinde yaşayan, oldukça gerilemiş, kaba, vahşi insanlar olmuşlar. 2013 nesli bu gerilemeyi önleyememiş. Fakat bu önlenebilir bir şey mi? yoksa bu bir zorunluluk mu? Jack Londan fikrini şu şekilde belirtmiş: - İnsanoğlu uygarlık yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce, ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkumdur. Size keyifli bir serüven yaşatmasının yanı sıra; bu söz ile de düşündüren, kısa fakat etkileyici bir kitap oldu benim için. İyi okumalar...
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
10/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2021 22:41
Merhaba! Bugün hakkında uzun uzun konuşmak istediğim bir yazarın kitabından bahsedeceğim: Lou Andreas-Salome ve Feniçkası... Salome döneminin çok ilerisinde bir kadındı. Toplumun kalıplaşmış normlarına ve cinsiyet rollerine katılmıyordu. Kuşaklar boyu feministlere bir rol model oldu. Feniçka’ da da cinsiyetlerin toplumdaki rolleri, evlilik kurumu, aşk ve daha birçok düşünceye, bu düşüncelere iki farklı pencereden bakan iki dost üzerinden anlatır. Dost diyorum fakat romanda bu dostluk/arkadaşlık kurumu da sorgulanır. Salome bu konu hakkındaki düşüncelerini ise:“ Sevgi arkadaşlığın alt sıralarındadır. Arkadaşlık sevgiye ve daha da kötüsü cinselliğe dönüşerek yok olma riskinden korunmalı. Bedensel tutkudan ruhsal sempatiye giden yol yoktur. Ama ikinciden birinciye gide bilir.” , sözleri ile açıklar. Salome aşkın evliliğin katili olduğunu düşünmüş ve hayatı boyunca aldığı çoğu evlenme teklifini de bu nedenle reddetmiştir. Bunlardan biri de Friedrich Nietzsche’nin teklifidir. Dönemin alanında ünlü birçok kişisiyle arkadaşlık etmiş ve hepsini zekasına hayran bırakmış gerçekten hayran olunası bir kadındır. Salome, entellektüel ilişkiler kurma peşinde olan, geleneksel ve kalıplaşmış normları saçma bulan bir kadındır. Bu nedenle hayatı boyunca tanıdığı ve kendisine hayran bıraktığı ve kendisinin de hayran kaldığı erkeklerin; kariyerlerine ve dünya görüşlerine rağmen konu evliliğe ve aşka geldiğinde onların da geleneksel olandan kaçamadıklarını söyler. Kitabın ana karakteri Feniçka/Fenya bana göre Salome’nin fikirlerini/kendisi yansıtırken; Max Wagner da Salome’ye neredeyse onun bir antitezi olabilecek nitelikte zıt görüşlere sahip dostudur. Kitabın arkasındaki özette her ne kadar Wagner için Fenya’yı tanıyıp sevdikçe kadınlara karşı kalıplaşmış düşünceleri de değişir ve onlara
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
Puan vermedi·431 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 00:12
Merhaba! Bugün size yazıldığı döneme damga vurmuş bir kitaptan bahsedeceğim: Madame Bovary. Madame Bovary için realizim akımını başlatan kitap diyebiliriz. 2007 yılında yapılan “Tüm Zamanların En İyi On Kitabı” listesine göre ise 2. sıradadır. Hatta psikolojide bovarizm isimli memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık bile yer almış bu romandan sonra. Kitap; tutkulu ve romantik Emma ile onun hayal dünyası üzerinde şekillenir. Monoton köy hayatı ile tutkuları arasında bocalar. Emma da kronik bir memnuniyetsizlik, halsizlik, yalnızlık hissi ve depresyon baş gösterir. Tutkulu bir aşık olan Emma’nın melankolik bir yanı da vardır üstelik. Aradığı aşka bir türlü kavuşamaması, kimse tarafından anlaşılmama duygusu ve en başından beri yalnız olduğunu anlaması; onu bitiren son darbe olur. Emma tutkulu olduğu kadar cesur, zeki, çekici, güçlü bir kadın karakterdir. Bu yüzden okurken onu yargılamadan anlayışla ve empati yaparak okumanızı tavsiye ederim. Eminim hepimiz hayatımızın bir noktasında Emma’yı anlayacağız. Charles’ı hiçbir zaman anlamamamız dileği ile... İyi okumalar...
Madam BovaryGustave Flaubert · İletişim Yayıncılık · 202540,8bin okunma
Reklam