Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki; bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.
Merhaba!
Yaprak dökümü, Milli Mücadele döneminde yazılmış bir eser. Fakat diğer eserlerin aksine bu roman dönemin farklı bir yönünü bize anlatıyor. Geleneksel Türk aile yapısının hem maddi hem manevi yönden çöküşünü bize gösteriyor. Ali Rıza Bey, örnek bir aile babası, görmüş, geçirmiş, okumuş, 4 dil bilen, geleneksel bir Türk babası. Çocuklarını da bu gaye ile yetiştirmek ölmeden önceki son arzusu. Namus der başka bir şey demez. Fakat çoçukları ve eşi ile arasında hayli kuşak farkı olan Ali Rıza Bey çağın gereksinimlerine, modern hayata bir türlü ayak uyduramaz. Bu yönden kitap bir yanlış batılılaşma örneği olarak da karşımıza çıkar. Çünkü Ali Rıza Bey’in çocukları da aslında çağın gereksinimlerini doğru bilmiyorlardır. Bu nedenle evde kavga gürültü gırla gider. Ve teker teker Ali Rıza Bey’in “Yaprak Dökümü” ne benzettiği kopup gitmeler başlar.
Romanın sonu benim için çok açık olmamakla birlikte, zaten nasıl biterse bitsin benim için çok üzücü bir son olacaktı. Ali Rıza Bey, korkak bir adamdı. Başına ne geldiyse bu yüzden geldi. Fakat yine de roman boyunca ona üzülmekten ve diğerlerine kızmaktan kendimi alamadım.
Benim için çok zevkli bir okuma oldu. Kısa bir kitap olduğu için de iki günde bitti. Herkese tavsiye ederim.
İyi okumalar