Tabi ki yeniden Fuat Sevimay kalemi. Kitabı okurken kendimi bir labirentte gibi hissettim. Çıkışa yaklaştıkça evet tamam şimdi anlaşıldı mevzu diye diye ilerledim. Bazı yerlerde inanılmaz kahkaha attım. Mizahi anlatımı çok seviyorum, mizah belli bir amaca hizmet ediyorsa hayran kalıyorum. Gerçekten tekrar tekrar hayran kaldım.
Alt metni o kadar dolu bir roman ki. Yazarımız belli başlı şeyleri anlatıyor. Dilerseniz merak ederseniz araştırın size kalmış, araştırmazsanız da akıştan bir şey eksilmez devam edin diyor. Hatta roman içerisinde yer yer biz okuyucular ile muhabbet bile ediyor.
Roman, giriş( ay neler oluyor bu kimdi)
gelişme (işler kızışmaya başladı)
yüzleşme (altını çizmekten haritaya döndü bu sayfalar)
eleştiri ( Yazarımız o kadar profesyonel bu ne şimdi uydurmasyon diyecek kitleye bile romanın akışında cevabını çok güzel veriyor)
Anlatılmaz, okunur bir roman.
Yolunuz Fuat Sevimay ile kesişmesi dileğiyle.
"Hep böyle olmaz mı? Babasının baltasını sallayıp ağacı nasıl devirdiğini izleyen küçük çocuk, bir gün kendisinin de eline baltayı alıp ağaçları böyle yere indireceğini hisseder."
Tam 10 yıl sonra tekrardan okumak, daha bir anlamlı geldi sanki, ruhuma işledi, ruhumda kocaman bir yara açtı diyebilirim. Roman tam bir baş yapıt. Kurgusu, akışı, karakter tahlilleri, asla okuyucu sıkmayan diyologları hepsi kusursuz. Yıllar geçse de, devirler kapanıp yeniden açılsa bile okurken hissettirdikleri hiç değişmeyecek. Daha fazla söylenecek bir söz bulamıyorum çünkü Sabahattin Ali bunu zaten romanda bizim için yapmış. Öyle ucuz bir aşk romanı değil bu. Çok kıymetli mesajlar veren , özel bir eser. Okuyalım, tekrar tekrar, her 5 10 senede bir kendimize hatırlatalım.