Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 05:46
Dil Belası, hacim olarak küçük ama etkisi büyük kitaplardan biri. Kitabı okurken insan sadece dilini değil, hayatının tamamını sorgulamaya başlıyor. Çünkü İmam Gazali, dilin insanın karakterini, ahlakını ve hatta kaderini şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Günümüzde insanların konuşmayı bilgelik, çok konuşmayı da özgüven sanması düşünüldüğünde, bu eser aslında çağını aşan bir uyarı niteliği taşıyor. Kitabın en dikkat çekici yönü, dilin sebep olduğu hataları yalnızca dinî bir mesele olarak ele almaması. Dedikodu, yalan, iftira, boş söz, insanları kıran ifadeler ve düşünmeden yapılan konuşmaların hem bireye hem de topluma verdiği zararlar oldukça etkileyici örneklerle anlatılıyor. Okurken insan fark ediyor ki çoğu zaman büyük günahlar ya da büyük kırgınlıklar bir hareketten değil, birkaç düşüncesiz cümleden doğuyor. Bu yönüyle kitap, insanın kendi içine dönmesini sağlayan güçlü bir muhasebe fırsatı sunuyor. Eserin en sevdiğim taraflarından biri, okuyucuyu suçlayıcı bir üslupla değil, düşündürücü bir yaklaşımla karşılaması oldu. Kitap boyunca insan kendisini yargılanmış hissetmiyor; aksine kendi eksiklerini fark etmeye başlıyor. Özellikle konuşmanın bir nimet olduğu kadar büyük bir sorumluluk olduğu fikri oldukça etkileyici. Günümüzde sosyal medya sayesinde herkesin sürekli konuştuğu, yorum yaptığı ve fikir beyan ettiği bir dönemde, bu kitabın verdiği mesajların daha da değerli hale geldiğini düşünüyorum. Bununla birlikte kitap bazı okuyucular için ağır veya tekrar eden bir yapıya sahip gelebilir. Özellikle modern kişisel gelişim kitaplarına alışmış olanlar, anlatımın zaman zaman nasihat ağırlıklı olduğunu düşünebilirler. Ancak kitabın amacı zaten hızlı tüketilen bilgiler vermek değil; insanı durdurup düşündürmek. Bu nedenle
Dil Belasıİmam Gazali · Nesil Yayınları · 202417bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:28
Rus edebiyatı ile ilgili kafamdaki o şablona oturtamadığım bi kitap oldu. Edebi bi kılıf uydurmadan hoşuma gitmediğini söylemem lazım. Rus edebiyatı denince zihnimde uyanan o derin varoluşsal sancıları, karakterlerin ruhsal derinliklerini ya da toplumsal eleştirileri bu kitapta bulamadım. Karşımda Dostoyevski’nin o insanı çarpan psikolojik tahlilleri veya Tolstoy’un destansı anlatımı yoktu. Aksine, daldan dala atlayan, sanki bi köy kahvesinde abartılı hikayeler anlatan bir ihtiyarı dinliyormuşum gibi hissettiren, kopuk bir kurgu vardı. ​Kitaptaki o meşhur "delilik" ve bilgelik övgüsü de bana hiç geçmedi. Karakterlerin mantıksız hareketleri, ani parlamaları veya sebepsiz vahşetleri edebi bi derinlik sunmaktan ziyade, sabrımı zorladı diyebilirim, kurgunun dağınıklığı yüzünden bi noktadan sonra hikayenin beni içine çekmesini beklemeyi bırakıp, sadece kitabın bitmesini beklerken buldum kendimi. ​Leskov’un Rus taşrasını sansürsüzce aktarma çabasına saygı duymakla birlikte, iyi bir sosyolojik gözlemin her zaman keyifli bi edebi yolculuk sunmadığını bu kitapla daha iyi anladım. Benim için bitirilmesi zor, bittiğinde ise akılda kalıcı bir iz bırakmayan, sadece okunmuş olmak için okunan bi kitap olarak kalacak.
Eski Zaman DelileriNikolay Leskov · Alfa Yayınları · 202467 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·454 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
"Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu icat etmektir." sözü, Michio Kaku'nun *Geleceğin Fiziği* kitabının satır aralarına sinmiş temel düşünceyi özetliyor. Kaku bu eserinde yalnızca geleceği hayal etmiyor; fizik, biyoloji, bilgisayar bilimleri, yapay zekâ ve uzay araştırmalarındaki güncel gelişmeleri temel alarak önümüzdeki yüz yılın olası manzarasını çizmeye çalışıyor. Bilim kurgu gibi görünen pek çok fikrin, aslında laboratuvarlarda çoktan filizlenmeye başladığını gösteriyor. Kitap; bilgisayarlardan yapay zekâya, tıptan nanoteknolojiye, enerji üretiminden uzay yolculuklarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Ancak anlatılanların merkezinde teknoloji değil, insan bulunuyor. Çünkü her teknolojik sıçrama beraberinde etik, ekonomik ve toplumsal soruları da getiriyor. Kaku'nun en dikkat çekici yönlerinden biri, teknolojik iyimserliğini korurken kör bir hayranlığa kapılmaması. Bilimin insanlığı yoksulluktan, hastalıktan ve cehaletten kurtarma gücüne sahip olduğunu vurgularken; aynı bilginin yanlış ellerde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini de hatırlatıyor. Bu nedenle kitap, yalnızca bilimin geleceğini değil, bilgelik ile bilgi arasındaki gerilimi de tartışıyor. Özellikle yapay zekâ, genetik mühendisliği ve beyin araştırmaları üzerine yapılan değerlendirmeler bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Bazı öngörüleri gerçekleşmiş, bazıları ise hâlâ geleceğin sisleri içinde bekliyor. Fakat kitabın asıl değeri, tahminlerinin doğruluğundan çok, okuru düşünmeye zorlamasında yatıyor. İnsan ömrü uzadığında toplum nasıl değişecek? Makineler daha akıllı hale geldiğinde insanı insan yapan şey ne olacak? Bir gün başka gezegenlere ulaşsak bile gerçekten değişecek miyiz? Kaku, insanlığın geleceğini yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden okumuyor. Ona göre geleceğin belirleyici gücü bilimsel
Geleceğin FiziğiMichio Kaku · Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş. · 2016818 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 217. kitabı
Ömer Hayyam, yüzyıllar öncesinden uzanan bu zamansız rubailerinde; şarabı, aşkı, anın büyüsünü ve hayatın geçiciliğini merkezine alarak adeta akıp giden zamana meydan okuyor. Evrenin sırlarını, din adamlarının bağnazlığını, ölümün mutlaklığını ve yaratılışın gizemini hiçbir kalıba sığmayan muazzam bir özgürlük hissi ve felsefi bir derinlikle sorguluyor. Yaşadığımız tek anın "şu an" olduğunu, geçmişin ve geleceğin koca bir hiçten ibaret olduğunu hatırlatan; insanı dogmalardan sıyırıp kendi varlığıyla ve hayatın tadıyla baş başa bırakan sarsıcı bir bilgelik abidesi.
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2026 216. kitabı
Roma İmparatoru Marcus Aurelius, savaş meydanlarında, çadırında ve hayatın ağır sorumlulukları altında tamamen kendi ruhunu eğitmek, teselli bulmak ve metanetini korumak için bu kişisel günlükleri kaleme alıyor. Stoa felsefesinin en samimi ve en pratik rehberi niteliğindeki bu eser; evrenin düzenini, ölümün kaçınılmazlığını, geçici şöhretlerin anlamsızlığını ve insanın sadece kendi zihnine ve erdemine odaklanması gerektiğini öğütlüyor. Yüzyıllar öncesinden gelen bu ses, modern dünyanın kargaşası içinde yönünü kaybeden ruhlar için zamansız bir sığınak ve derin bir bilgelik kaynağı sunuyor.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
plana sadık kal
8/10
·65 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap, stratejilerin yanı sıra bilgelik, hikmet, hakikat ve sabır gibi evrensel konulara dair tespitler de yapmaktadır. Eserin ilk bölümü olan Hesaplama, bir savaşı mutlak kazanmanın beş yolundan bahseder. Bu şartlar sırasıyla gök, yol, komutan, kural ve mekandır. Yol, savaşta izlenmesi gereken stratejileri anlatırken Gök tabiri Tanrı’nın bir sembolüdür. Yer, savaşın yapılacağı mekan ve savaşta kullanılan silahları kapsar. Komutan ise savaşların en temel taşıdır. Çünkü komutan iyi bir plan yapamazsa, birlikte fikir ayrılıkları ortaya çıkabilir. İkinci bölüm olan Savaş’ta ise düşman ordusuna karşı hangi taktiklerin uygulanacağı anlatılır. Devamında Taktik Saldırı’dan bahseden eser, başarılı olan bir komutanın hem kendini hem de karşısındakini tanıması gerektiğini vurgular. Savaşların inceden planlanması gerektiğini sıkça ifade eden Sun Tzu, gizliliğin ve asker moralinin başarıya giden yolda ne derece önemli olduğunu belirtir. Başarılı bir Çin komutanı olan Sun Tzu, kitabında üstü kapalı bir biçimde aslında hayatın ne denli yollar ve varyasyonlar içerdiğini anlatmaktadır. Savaşta zafer olsa bile, geçen uzun zaman asker ve komutanları yıpratmakta ve psikolojik birçok hasar bırakmaktadır. Savaş’ta esas olan galibiyet değil, kaybedilen vakittir. Çünkü hem ekonomik koşullar hem de halk direnci, zamanla seyrin en önemli iki unsuru haline gelir. Orduyu iyi idare eden kişi savaş gücünü ülkesinden, ikmalini düşmandan sağlar. Akıllı komutan yiyecek teminatını düşmandan almalıdır. Eğer sefer uzaktaysa, halk yoksullaşır. İşgalin en başarılısı ise savaşmadan düşmana boyun eğdirmektir. Bu nedenle en iyi askeri strateji taktiksel saldırıdır. Askerlikte kural, “10 katıysan kuşat, 5 katıysan saldır, 2 katıysan dağıt, eşitsen yenmeye çalış, az isen çekil, zayıf isen savaşmaktan
Savaş SanatıSun Tzu · Karbon Kitaplar Yayınları · 201949,6bin okunma