Hadi, yaşamayı beceremedik; ölmeyi nasıl beceremez insan ya?
Yaşamak zor, zor… Ama ölmek dünyanın en kolay şeyi; onu da beceremedik.
—Aşk için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır.
“Vay, şiir kışlada,” diyorsun.
—“Şiir her yerde, evladım.”
“Şiir mi kaldı be albayım, şiir mi kaldı? Ne şiiri?”
“Ayrılık ölümden beter,” diyorlardı.
Yanlış bilgi, albayım; bir şairi daha yalancılıktan asabiliriz.
Gel, seninle kayıplara karışalım, albayım.
—Öyle deme be evladım, otur oturduğun yerde.
Oturulmaz albayım, oturulmaz! Bu insanlarla oturulmaz; bu insanlarla ancak gidilir, gidilir…
Hadi, bana müsaade albayım.