10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
doğan hoca öyle bir nimet ki okuduğum her kitabında sanki karşımda bile bir dedemle konuşuyor gibi hissediyorum. ölümünün üzerinden yıllar geçse de hala kitaplarıyla bize bıraktığı güzel videolarla sohbetleriyle yaşayan bir değer olmaya devam ediyor. mekanı cennet olsun. evlilik öncesi dönemde bir bilgenin rehberliğine ihtiyaç duyduğumuzu fark ettim ve bu kitap ihtiyacımızı karşılar nitelikte oldu. her detay üzerine düşünülmüş her ihtiyaç her soru işareti önceden görülüp giderilmeye çalışılmış. yer alan mektuplar çok çok değerli, kitabı çok zenginleştirmiş. dili akıcı, kitap yormuyor. verilen bilgileri anlamak görebilmek için psikoloji temeli olması gerekmiyor -ki bu bence çok önemli bir nokta. kitap herkese hitap edebiliyor. ilişkiniz varsa, evlenmeye karar verdiyseniz henüz evlenmeden partnerinizle birlikte okuyup üzerine tartışmanızı psikolog olarak da tavsiye ederim.
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:59
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şık kitabı 8.5/10 Kitabın konusuyla karışık yorumum Kitapta seçkin ve Avrupai biri gibi görünmeye çalışan, bilgili ve kütürlü olmamasına rağmen kendini her konuda başarılı gören Şık yani Şöhret Bey var Şık gösteril meraklısı elinde iki kuruş parası olsa da onu giyimine ve gösteriş yapacak başka bir şeye harcayacak biri ve çok da gülünç biri fakat komik olduğundan değil komik duruma düştüğünden böyle komik Diğer baş karakter de benim gözümde Drol oldu ‍ zavallı köpeğin başına gelmeyen kalmadı Şık ve Madam Potiş yüzünden. Diğer yan karakterleri okurken de hiç sıkılmadım hepsi farklı insan tipinde ve eleştiri niteliğinde karakterler Yazarın kalemine bayılıyorum eski dönemde olup bu kadar güncel ve eğlenceli olması çok keyifli sanki günümüzden biri geçmişteki yazarları taklit ediyor gibi ve bu dehşet iyiii Bana göre Hüseyin Rahmi mizahı kullanarak aslında dış görünüşün ve gösterişin insanı değerli yapmadığını aksine gülünç düşürdüğünü anlatmak istemiş ve batılaşmayı da bir nevi eleştirmiş ki ben bu batılaşma olayına ayağ oluyorum canım yazar ne güzel yazmış kitabı #Şık #HüseyinRahmiGürpınar
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·224 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:00
Bir aşk hikâyesinden fazlası… Kamelyalı KadınKamelyalı Kadın‘ı okurken beni en çok etkileyen detaylardan biri, hikâyenin Alexandre DumasAlexandre Dumas’in kendi yaşamından izler taşıması oldu. Romanın ilham kaynağı olan Marie Duplessis, yazarın genç yaşta kaybettiği sevgilisi ve Marguerite Gautier karakterinin gerçek hayattaki karşılığı. Bu bilgiyi öğrendikten sonra Marguerite’nin yalnızlığı, aşkı uğruna yaptığı fedakârlıklar ve Armand’ın tutkulu sevgisi bana çok daha gerçek geldi. Dumas, sadece unutamadığı bir aşkı anlatmıyor; aynı zamanda dönemin kadınlara bakışını, toplumsal yargıları ve aşkın bazen ne kadar ağır bedelleri olabileceğini de gözler önüne seriyor. Marguerite Gautier ise benim için edebiyatın en unutulmaz karakterlerinden biri oldu. Güçlü, kırılgan, cesur ve trajik…. Klasiklerden uzak duranların bile şans vermesi gerektiğini düşündüğüm, duygusal yoğunluğu yüksek bir eserdi
Alıntı
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Can Yayınları · 202224,1bin okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2026 117. kitabı
Dokuz bin yıl önce Anadolu’nun ortasında yükselen Çatalhöyük Kazıları, insanlık tarihinin en sıra dışı yaşamlarından birine tanıklık etse bu ne olurdu diye sorulsa, elbette ki konu Çatalhöyük olunca cevabı da sayısız olacaktır. Bir kazı sırasında ortaya çıkarılan bir mezar ise geçmişin derinliklerinden gelen unutulmuş bir hikayeyi gün yüzüne çıkarıyor kitabımızda. Toprağın altında bir kadın, kucağında sıvanmış bir erkek kafatası ve elinde anlamı çözülemeyen bir şeyle binlerce yıl sonrasına bir mesaj taşıyordu. Ama neydi? Kitabın dekoru binlerce yıl öncesine ait ve ilk sayfalardan itibaren çıkmak istemeyeceksiniz eminim. Biblu’nun yani bir kadının hikayesi bu. Çatalhöyük ile ilgili bilgi sahibi olduktan sonra kitabı okumak enfes bir tat. Binlerce yıl öncesinden gelen bir yaşam tarzı, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda bir çok fikir edeceğiniz ve belki de bugüne kadar konuyla ilgili bildiklerinizi altüst edecek detayların da olduğunu söylemeliyim. Hatta kitabın kapağını kapattıktan sonra kendi tahminlerinizi ister istemez yapacaksınız. Mezardan çıkan kadın ve onun üzerine yazılan bir hikaye oldukça etkileyiciydi. Kadının kucağından çıkan kafatası kime ait ve yakınlığı nedir diye düşünürken bir de leopar kemiği sizi epey uğraştıracak. Hayat insanı bazen başladığı yere getirir. İşte tam da böyle bir hikaye…
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 20265 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:50
Alamut Kalesi kitabında beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Willey’nin Alamut’a ulaşma sürecini ve kalenin bulunduğu coğrafyanın zorluklarını anlattığı kısımlar oldu , O bölümü okurken, Alamutun neden yüzyıllar boyunca erişilmesi güç ve stratejik bir merkez olarak görüldüğünü insan daha iyi anlayıp kavrıyo. Dik kayalıkların üzerine inşa edilmiş yapının yalnızca askerî bir sığınak olmadığını , aynı zamanda bir düşüncenin ve topluluğun ayakta kalma mücadelesinin simgesi olduğunu hemen hemen anlıyorsun . Özellikle, kalenin kalıntıları arasındaki betimlemeler geçmişin izlerini sürmeye çalışan Willey’nin gözlemleri okuyucuda güzel bir izlenim bırakıyor çünkü o anlarda tarih, kuru bilgilerden çıkıp somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Ayrıca bu bölüm bana, tarihî kişilikleri ve olayları yalnızca efsaneler üzerinden değil; yaşadıkları mekânlar, dönemin şartları ve insan hikâyeleri üzerinden değerlendirmek gerektiğini düşündürdü. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey Hasan Sabbah’ın ününden çok, Alamut’un ardında yatan çok katmanlı tarih oldu .
Edebiyat
Alamut KalesiPeter Willey · Panama Yayıncılık · 2014129 okunma
8/10
·264 syf.··
2026 167. kitabı
Soru 7 #okudumbitti Kitabı bitirdiğimde elimde tek bir duygu kalmadı; iç içe geçmiş bir sürü his vardı. Hem boğazım düğümlüydü hem de zihnim inanılmaz canlıydı. Richard Flanagan’ı ilk kez okuyorum ama şu an şunu net söyleyebilirim: Bu adamın kalemi “anlatmıyor”, hatırlatıyor. Sanki birinin yıllardır konuşamadığı bir şeyi, doğru yerinden tutup usul usul açması gibi… Kitabın merkezinde babanın savaş esareti var ama okurken anlıyorsunuz ki mesele yalnızca savaş değil; hafızanın kendisi. Bazı insanlar yaşadıklarını anlatamaz… çünkü anlatmak, tekrar yaşamak gibi gelir. Flanagan tam da o sessizliğin peşine düşüyor. Babasının hiç söz etmediği yılları kurcalarken aslında kendi hayatına, çocukluğuna, ailesinin kırılgan yerlerine de dokunuyor. Bu yönüyle kitap çok “insan”: Merak ediyor, çekiniyor, utanıyor, kızıyor, özlüyor… Ve okur olarak siz de onunla birlikte o duyguların içinden geçiyorsunuz. Benim en etkilendiğim taraf, kitabın “büyük tarih” ile “küçük hayat”ı aynı cümlede buluşturabilmesi oldu. Bir yanda kamplar, kömür madenleri, ölüm demiryolu gibi insanın içini karartan gerçeklik; diğer yanda bir oğulun babasına dair tamamlayamadığı boşluklar… Sonra bir bakıyorsunuz, o kişisel hikâye sizi Hiroşima’ya, bilime, edebiyata, insanlığın aklıyla yaptığı yıkıma kadar götürüyor. Üstelik bunu kuru bilgiyle değil, lirik bir akışla yapıyor. Bazı bölümlerde “ben şimdi ne okuyorum?” diye düşündüm; sonra da “tamam, hayat da böyle zaten” dedim: Tek bir türe sığmıyor, tek bir duyguya sığmıyor. Kitabın dili (çevirisiyle birlikte) bence en büyük gücü: Sert olayları anlatırken bile metin bağırmıyor; daha çok içeriden konuşuyor. Bu da etkisini artırıyor. Bir yerden sonra okurken sadece “anlamak” istemiyorsunuz, “tanıklık” ediyorsunuz. Ve kitap bittiğinde, sanki siz de bir süre bir
Soru 7Richard Flanagan · Sia Kitap · 20268 okunma