Hakkıyla yapanın...
Annelere tencere takımı, süpürge, havlu takımı, fincan takımı, ne bilim kısaca mutfak eşyası almayın.onlar siz onları vermeden önce de işlerini yapabiliyor tencere de pisirse kapağında yiyebilir yeri gelince, annelerin eksiği hediye ile kapatılmaz, hatta çoğu sevmeseniz bile saygınız varsa bunu sorun dahi etmez, en iyisi sizin olsun diye uğrasirken kendini ihmal eder... Tava hediye degildir!!!! Süpürge hiç değil. Bana daha iyi yemek yap, ile kirlettigimi daha iyi temizlemenin kibarcasıdır... O yüzden cidden hediye alın. Ve çoğu kadın annedir ama benim annem değildir. Herkesin diyemicem hakkı ile anne olmaya çalışanların evlat ayrımı yapmayanların, tüm evladına cidden annelik yapanların günü kutlu olsun. Birde kendi annesine saygısızlık edip şov yapacak olanlar her kelimede ananı diye ağzına yapışık ahlaksızlığıyla dolaşanlar, karısına tek taş alıp annesine kuru bir telefon edenler bazen onu bile akıl edemeyenler de sussun bu günü hiç ağzına alıp kutlamasın minik bir saksı çiçekle!!Görsel ironidir🤣🤣
Sahne 1: Taşradaki "Küçük Ankara" Kasabanın en zengini, yerel gazetenin sahibi ve aslında tüm ihalelerin gizli ortağı olan "Hacı" lakaplı Nuri Bey, yeni yaptırdığı villasının terasında "istirahat" ediyordu. Nuri Bey’in bir özelliği vardı: Canı sıkıldığında saçma sapan bir fikir atar, etrafındakilerin bu fikri nasıl "akıl dolu bir projeye" çevireceğini izleyerek eğlenirdi. Sahne 2: "Burası Paris Olacak!" Nuri Bey, elindeki tespihi şakırdatarak ovaya doğru baktı. Ovanın ortasında, kasabanın tek yeşil alanı olan ve köylülerin hayvanlarını otlattığı "Dutluk Mevkii" görünüyordu.Nuri Bey aniden doğruldu: "Beyler," dedi, "Dün gece rüyamda gördüm. Bu Dutluk denilen yere kocaman bir 'Yapay Kayak Merkezi' kuracağız. Kar yok, dağ yok ama ben niyet ettim. Ne dersiniz, kasabamız kalkınmaz mı?" Ortam bir an buz kesti. Kasabanın en sıcak, en düz, en kurak yerinden bahsediyordu. Ama dalkavukluk refleksi hemen devreye girdi. Belediye Başkan Yardımcısı Şevket atıldı: "Vay anam! Nuri Amca, sen dâhsin vallahi! Ben zaten geçen gün encümende diyordum, bizim halkımız neden hep sıcakta kavruluyor? Kayak merkezini kurarız, fıskiyelerle yapay kar basarız. Kasabanın adı 'Anadolu'nun İsviçre'si'ne çıkar. Hemen yarın imar planını 'kış sporları alanı' diye değiştiriyorum!" Okul Müdürü Hikmet Bey gözlüklerini düzeltti, sesine akademik bir hava verdi: "Aslında Nuri Bey, bu bir 'mikroklima' projesidir. Siz orada yapay buzlanma yapınca, kasabanın nem dengesi düzelir, çocukların zihin açıklığı artar. Hatta okul müfredatına 'Bozkırda Slalom' dersi eklemeyi teklif edeceğim. Batı bunu yüzyıl önce yaptı, biz neden yapmayalım?" Halıcı Cemal ise cüzdanına sarıldı: "Nuri Bey, kayak takımının altına serilecek o suni çimleri ben Kayseri'den ucuza kapatırım. Üzerine de 'Nuri Bey Tesisleri' yazdırırız. Hatta
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Değerli okuyuculardan değerli alıntılar
Değerli şiirleriniz ve tefekkür ettiren cümleleriniz için çok teşekkür ederim hakkınızı helal ediniz en önemli ihtiyacımız bir duanın içinde yer alabilmektir dua ederiz dua bekleriz es selam Osman Kök Osman Kök Ra'd 11 Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir koruyucu da bulunmaz. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın “Öf!” bile deme;onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle! İsra: 23-24 İsrafçılar şeytanın kardeşleridir İsra : 27 Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.Anası kendisini zayıflık üstüne zayıflık ile taşıdı. Sütten ayrılması da iki yıl sürdü.Ey insan,bana ve ana-babana teşekkür et dönüşün ancak banadır! Lokman:14 Zuhruf :54 (Firavun) Böylece kendi kavmini küçümseyip hafife aldı (onları basit ve haysiyetsiz ayak takımı kimseler saydı). Buna rağmen, yine onlar kendisine (hürmet ve) itaatini arttırdı. Gerçekten onlar fasık (duyarsız, davasız ve bayağı insanlardan oluşan) bir kavim olmuşlardı. Firavun kendilerini hakir gördükçe, ona daha çok yanaşmışlardı.
Primat memeli takımı Primatlar veya iri beyinli yüksek memeliler memeliler sınıfının takımına ait bir takımdır. Maymun adı kimi zaman bütün primatları kapsar Primatları inceleyen bilim dalı primatolojidir.ıslak burunlu primatlar ve kuru burunlu primatlar olmak üzere iki alt gruba ayrılır. primatlar Terimi Latince kökenlidir ve "ilk", "en asil" gibi anlamına gelen prīmās kelimesinden türemiştir. Goril, orangutan, şempanze, gibon, makak ve maymunların yanında, makimsiler, galagolar, cadı makigiller ve lorigilleri de içerir. Primatların kökenleri
Duygu ve Düşünce
us | 2025 | 7/9 | tekâmül
emretimur.com/2025/07/us-2025... Us Emre Timur hangi çağda yaşamak isterdiniz? bu, bazıları için, bir parça kutsallık bir parça da romantiklik yükledikleri bir, eski yüzyıl seçimi oluyor. eskilerin iyi olduğuna şartlanmışlar vardır. veya hiç var olmamış olan asr-ı saadet, yani mutluluk dolu bir yüzyılı özleyen… dünya tarihi hep kan, ter, acı ve sömürü ile dolu oldu. bu hiç değişmedi. savaşlar ve yalanlar hiç bitmedi. hiçbir dönem de öyle masalsı filan değildi. sokrates iki bin dört yüz yıl önce şunu dedi; “gençler bozuluyor.” asurlular da var kıyametin çok yakın olduğu. hristiyanlar da 1000 yılında bekliyordu kıyameti çünkü dünya artık tahammül edilmez derecede bozulmuştu. biliyorsunuz, 2012 yılı da geçti kıyametsiz. ahlak, töre, toplum, hayat devamlı bozuluyor mu yoksa değişiyor mu? 40 doğumlular 60 doğumluları çocuksu ve asi buldu. 60 doğumlular 80 doğumluları çılgın, şımarık… 80 doğumlular 2000 doğumluların telefonuna kafayı taktı ve 2000 doğumlular da 2020 doğumluların robotlarla kurduğu dostluğu anlamsız bulacak belki. yani bu bakış yeni değil. hep oldu. ‘nerede’ imiş, ‘o eski bayramlar’? ‘şu gençlerin hâline bak’ imiş! ‘hepsinin elinde bir telefon var’ imiş… eski neslin z kuşağı’na duyduğu nefret ve kıskançlığın kökeni, kaybettikleri hormonlarına ve yaşamadıkları çocukluklarına duydukları hasretten geliyor. sanki kendileri uzaya çıktı da ayaklarına gençler asıldı. zamanlarında neler olup bitti, kitaplar yazıyor işte. menderes’i onlar asmadı mı? asılırken onlar susmadı mı? gençler şunu sormalı: siz ne halt ettiniz? kitap bulamadılar da mı okumadılar? okusaydılar. efendim sevdiklerini söyleyememişler; söyleseydiler. fakirlik varmış. gençlerin mi suçu bu? kahvelerde sigara dumanıyla kalan beyinlerini zehirlerken, gençlerin
Felsefe
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe