Garip bir ağlama hissi uyandı Sahra da. Şöyle katıla katıla ağlasa ne güzel olurdu. Bir yanı suya aç toprak misaliydi, diğer yanı çamur batak. Aç tarafı doyasıya istiyordu bunları duymayı. Diğer tarafı ise işittiği her ayrıntıda
daha fazla bulanıyordu sanki kire pasa.
Niyazi Mısri Hazretleri ‘Varlığın mahveyleyip meydana gel; lâ
ve illâ’dan geçip merdane gel.’ buyuruyor” Genç kız, büyülenmişçesine baktığı sırada ilgilenmemeye çalıştı Yavuz ve devam etti. “Yani varlığını yok edip bu şekilde değerlendir kendini. Zihnini tüm olmazlardan ayıklayıp pirüpak hâle gelen zemine en temel gerçeği dik.”
“Tam olarak budur aslında ibadet! Kılınan namazın yapılan iyiliğin kabul olacağına inanarak mutlu, ya olmazsa diye hüzünlü. İş başvurularını düşünün! İşe alınmama olasılığınız olduğu hâlde gidip yine müracaatta bulunursunuz öyle değil mi?”
Sahra, usulca başını salladığında devam etti Yavuz.
“Ne kadar bilginiz olursa olsun imtihanlardan geçmek için hiçbir şey bilmiyormuş gibi tekrar tekrar çalışırsınız. Bilgimiz tam olsa dahi, bizden mevki olarak yüksek birisinin karşısında üzerimize çeki düzen verip tevazua bürünürüz.”