Nisa Suresi 34. Ayet'e takla attıranlara ithafen
Tarihselci eğilim ve perspektife, "İslam hakkındaki oryantalistik söylemin meydana getirdiği atmosfer ve mevcut siyasi koşulların zorlamasıyla oluşan modern taleplerin meşruiyetinin dayanağı olmaya elverişli bir içeriğe sahiptir" şeklinde bir rol biçilmesi bize göre ya hatalı bir okuma ya da hedef saptırmadır. Zira modern taleplere meşruiyet dayanağı olmaya elverişli içerik, tarihselci eğilimde değil, modernitenin dayatmalarını çok kere tarih üstücülük ve evrenselcilik sütresiyle saklama ve aynı zamanda söz konusu dayatmaları Kur'an üzerinden meşrulaş­tırma gayretleriyle tebarüz eden "klasik İslam modernizmi"ne yakışır bir sıfattır. Zira modern taleplerin meşruiyet dayanağı olmak, Kur'an'm on beş asır boyunca tüm Müslüman âlimlerin bilindik manada "darb etmek" diye tefsir ettikleri "vadribûhünne" (Nisâ 4/34) ifadesini, şimdilerde "evden uzaklaştırmak" gibi hafif veya sözüm ona "şiddet"ten arındırılmış manalar yükleyerek bir bakıma "Kur'an'ı çağdaşlaştırma" cüretinde bulunmaktan başka bir şey olmasa gerektir. Hiçbir usul takip etmeksizin, hiç­bir İlmî gerekçe belirtmeksin Kur'an'daki bir ifadeye modern çağın ilcaatına uygun mana takdirlerinde bulunmanın merhum Fazlur Rahman'ın "ilkesiz yenilikçiler" diye tanımladığı İslam modernistlerine özgü bir tutum olduğu gayet iyi bilinmektedir.
Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Başta bilindik tarikatler ve cemaatler olmak üzere Diyanet, İmam-Hatip ve hatta İlahiyat kültürünün beslediği "şeriat, fıkıh ve ilmihal dindarlıgı"nda, sözgelimi, gusül abdesti alırken tırnakların altına suyun ulaşıp ulaşmadığı meselesine gösterilen hassasiyet, bireysel ve toplumsal düzeyde adaletsizlik, hukuksuzluk, kamu malı hırsızlığı, yolsuzluk gibi can yakıcı ahlaki problemler söz konusu olduğunda, büsbütün bir ilgisizlik ve duyarsızlığa dönüşebilmektedir. Hele de ülkedeki muktedir siyasi kadro hemen her fırsatta kendini sürekli olarak din ve dinî değerler üzerinden takdim ediyorsa, bu durumda "dindar" ve "muhafazakâr" kitle söz konusu problemlere tepki koymak yerine "üç maymun"u oynamayı yeğlemektedir.
Sayfa 5 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tespit gibi tespit.
Öyle reformları vardır ki bunlar sayesinde bir ulusun bilgeliği parlar ve öyle reformlar da vardır ki bunlar başlı başına ihanet mahiyetindedir. Japonya ve Türkiye örnekleri bu açıdan modern tarihin klasikleri olarak değerlendirilebilir. Evvelki asrın sonu ile İçinde bulunduğumuz asrın başında bu iki ülke birbirlerine çok yakın, mukayese edilebilir bir görüntü çiziyordu. Her ikisi de kendilerine özgü fizyonamileri ve tarihteki yerleri bakımından kadim bir imparatorluğu simgeliyordu. Ayrıca hem büyük bir ayrıcalık hem de muazzam bir yük olabilecek sandığı bir tarihe sahiptiler. Hülasa, her ikisinin de gelecek için hemen hemen eşit şansı vardı. Sonrasında Türkiye'de de Japonya'da da bilindik reformlar birbirini izledi. Dışarıya ait olan yerine kendi dünyasına ait bir hayatı yaşamak isteyen Japonya, dünyadaki gelişmeleri geleneklerle bütünleştirmeye çalıştı. Türkiye'nin yenilikçileri ise ülkeleri için bunun tam aksi bir yol benimsediler. Nihayetinde, bugün Türkiye üçüncü sınıf bir ülke konumdayken, Japonya dünya uluslarının zirvesine tırmanmıştır.
Alıntı
Gülümsemek, ağlamak ya da gülümseyerek ağlamak. Zaman zaman içine düşüp tarif edemediğim o bilindik ruh hali...
Sayfa 58·Kitabı okudu
Arayanların bulamadığı, bulanların da ancak arayanlar olduğu ikilemi değil miydi gerçeğin bilindik tanımı?
Asıl mesele şuydu: Tüm bu küçük Avrupa ülkelerinde, totaliter hareketlerden önce totaliter olmayan diktatörlükler ortaya çıkmışlardı; böylelikle totalitarizm o kadar yüce bir amaç gibi gözükmüştü ki, hareket iktidarı ele geçirinceye dek gayet güzel kitleleri örgütledikten sonra, ülkenin mutlak büyüklüğü, kitlelerin müstakbel totaliter egemenini daha bilindik olan parti ya da sınıf diktatörlüğü düzenine geçmeye zorladı.
Kitlelerin aslında aklı hava bir ergenden farksız oluşu ... Ha?