...ruh sağlığıma zeval geldi, bir huzur gelmedi zile basıp.. astılar şeyhleri, müridleri, şapka giymeyenleri, baktemurları, denizleri, okyanusları, gezmişleri.. insan insana acıydı, katildi; insan insana ilaçtı, tatlı diliydi.. ne çok döndü dünya, ne çok dönüyor atlı karıncalar, insanlar.. kim bilir ne çok şair öldü, ne çok şiir şairsiz kaldı.. oysa ne güzel atmıştı ilk kurşunu hedefe Hasan Tahsin.. çok mu kirlendi yeryüzü, temizlemek için mi seller, depremler, felaketler.. ah be Mescidi Aksa sende çok ağlamaktasın, silaha kafa tutanlara hangi ahmak dedi ilk gerici.. sarsan biraz geriye filmi, Nuh'un gemisindeyiz, sen ben yok; biz varız.. ar damarı çatlamış bak Batı'nın, yüzü gözü kan içinde kalmış Doğu'dan doğan güneşin.. ulaklara tez haber verin, huzur aranıyor desinler şehir şehir.
Şiir
-Aşk nedir bilir misin ki Olric? -Nedir efendimiz...? -Aşk yanmaktır Olric! -Siz hiç yandınız mı Efendim? -Hiç sönmedim ki Olric! Oğuz Atay
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şu edebiyat üzerinden yararlanmaları bırakınız!
Şu okuma grublarını kurmak veya okuma grubuna katılmaktan ne anlıyorsunuz arkadaşlar. İlla ikiyüzlülüğüzü yüzünüze mi vuralım!! Benim düşüncelerim: * Gerçek bir yazar olmayan (öyle 50 kitap okumuş ben bir şey yazdım diyen değil, en az 1000 kitabı devirmiş, üzerine de üretim yapmış olmalı) kişi veya kişilerin gruplarına katılmayın. * Kuran kişiler genelde erkek ise etrafında kadın havuzu olsun isteyen erkekler ki gruplara dikkat edin kurucu etrafında asla alfa erkek bulunmaz. Çünkü rekabet istemez. Beni almaz mesela, fularlı zibidi dayak yiyeceğini bilir. Kadın ise de çevresinden, hatta ileri gideyim evladından bile ilgi görememiş kişiler ilgi için kurarlar. Aksini iddia eden olursa; bana bir ay süre verin, foyasını çıkarayım. Okuma gruplarını profesyonel kişiler kurar, geçin bu ayakları. Sadece burada onlarca okuma grubu mağduruna rastladım. Bana da davet gönderip durmayın, Benim okuma gurubum 5 kişi. fazlası şakşakçılık. Fazlası için; ya alkış yapmayı seven ezik bir tip olmam gerekirdi ya da alkışa ihtiyacım vardır. İkisi de değilim.
1000Kitap
Dil ne bilir şeker şerbeti Aldığın lezzeti baldan mı sandın Ne ağaç ne arı verir nimeti Elmayı narı daldan mı sandın Baharı gönderir al gelin gibi Bir hazine ki görünmez gemi O dilerse azlar çok olur O dilerse varlar yok olur
1000Kitap
Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa geçmesi, ikinci neden ise karanlıktan aydınlığa çıkmasıdır. Bu, beden gözü için olduğu kadar akıl gözü için de geçerlidir. Bu gerçeği idrak eden kişi, kafası karışmış ve görüşü zayıflamış bir kişiyle karşılaştığında onun durumuna gülmemeli ve şu soruyu sormalıdır: Bu adamın akıl gözü daha aydınlık bir dünyadan geldiği için mi alışkın olmadığı karanlığı yadırgamaktadır, yoksa karanlıktan aydınlığa geçtiğinde karşılaştığı yoğun ışıktan dolayı mı körleşmiştir? Devlet
(A)NORMAL AKTİVİTE
Çalıştığı firmanın bekleme salonunda sıradan birgün geçiriyordu. Bilindik işler peşinde, bedenen yeri yurdu belli ama ruhen kaybolmuş bir hayatın kendine göre baş aktörüydü. Sağ dirseğini önündeki masaya yaslamış, sol elinin işaret parmağı ile masanın üzerinde hemen önünde duran telefonunda ekran kaydırıyordu. Sosyal medyanın derin ama bir o kadar da sığ dehlizlerinde kimi umut, kimi eğlence, kimi ise olmayanı satıyordu. Sabah saatlerinin iç titreten soğuğuna inat, öğlen yaklaştıkça hararet basıyordu. Masanın üzerinde telefonun hemen yanında duran yarım bardak çaya baktı. Bir anda oturduğu yerden ayağa kalkıp sırtındaki firmanın logosu olan poları çıkarttı ve başka bir sandalyenin üzerine fırlattı. Tekrar yerine oturmaya niyetlenirken eliyle üstünü yokladı istemsizce, sigarası ve çakmağı poların cebinde kalmıştı. Poları fırlattığı sandalyenin başına döndü, cebinden sigarasını çakmağını çıkarttı. Henüz oturacağı yere dönmeden sigaranın ucunu çoktan ateşlemişti bile. Aslında sigara yakmak aklında yokken neden yakmıştı bunu anlamamıştı. Masaya geri oturduğunda, etrafa göz gezdirdi. Masanın karşı ucunda kendisinden birkaç yaş büyük adama baktı. O adam da masanın üzerine gövdesini yarısına kadar yatırmış bir elini başına dayamış, bir sandalyede yan oturarak telefonu ile uğraşıyordu. Birden aklına lisede staj için gittiği kamu kurumundaki atölye memurları geldi. O adamlarda, ellerinin boşluğunda atölyede iki buçuk litrelik pet şişelere zeytin kurarak vakit geçiriyorlardı. O yaşta çok kızmıştı adamlara belki ama yaptıklarının doğru ya da yanlış olması artık onu ilgilendirmiyordu. Yarım bardak çayını avuçlarının arasına aldı, bir yudum çekti. Çektiği gibi yüzü buruştu ve boğazından zorla geçirdi yudumunu. Çay buz gibi olmuştu. Masanın karşısındaki adama baktı. “Şu sıcakta
Hayata Dair