bir takım zırvalar
Merhaba bu benim ilk postum. Hatta bu benim galiba internet üzerinden paylaştığım ilk yazım. Bir takım düşüncelerle boğuşuyorum buraya yazarken, bunu yapmamın bana hiçbir katkısı olmayacağı, kimsenin
Duygu ve Düşünce
VAİZ 2:18-23 [18] Güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. Çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. [19] Kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? Güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. Bu da boş. [20] Bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. [21] Çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. Bu da boş ve büyük bir hüsrandır. [22] Çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? [23] Günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. Gece bile içi rahat etmez. Bu da boş.
Yeni Yaşam Yayınları
Alıntı
“ Sana inanan tek bir kişi varsa kurtulursun, ben bunu bilir bunu söylerim. Bir kişi bile yeter insanın kara kara kuyulardan çıkmasına;gerçekten varsa yeter. hatta sana bir sır vereyim mi o kişi kendin bile olabilirsin…” 
Sayfa 118·Kitabı okudu
1000Kitap
Ey benim Ciğerdelen palankam, sen bütün ömrümün hasretiydin. Sana kavuşmak için yedi iklim dört bucakta asırlarca çalkandım, dalga vurdum duruldum, gene coştum gene duruldum, nihâyet süzme bir nur olarak geldim senin ayaklarına döküldüm. Sen de kim bilir ne zamandan beri bu en vurgun âşığını beklerdin. Seni bulunca kavuşma sevinciyle ayrılık korkusu başımda birlikte çaktı. Bildim ki vuslatın, erenlerin çile doldura doldura bir an için ulaştıkları Tanrı yakınlığı gibidir. Bir görünür bir silinir. Bu anlayışla yalnız benim değil, ecdâdımın ve benden sonra gelecek neslimin de rûhu titredi. Fakat âvâre gönlüm direniyordu: "Niçin, neden? Neden onu alakoyamazmışım? Ben onu bütün ömrümce özleyip aramadım mı? Ben bu kadar kahramanlığa mâlolan gücümle, değerimle, güzelliğimle onu hak etmedim mi?" İçimden bir seziş hafif sesle cevap veriyordu: "Nâfile dövünme, zavallı! Senin geçmiş ve gelecek ömürlerinde de nasîbin hep budur: Özlemek, kavuşmak, ayrılık."
Sayfa 222·Kitabı okuyor
Kalbe inmeyen hiçbir ilim, sahibine fayda vermez. Zahiren abdest alırsın ayni necasetten temizlenirsin, namaz kılmana engel durum ortadan kalkar. O abdest sana şükrü, tevekkülü, huzuru, temkini vermiyorsa o hâli namaza da taşırsın. Namazda huzur almayan, başka hiçbir şeyde alamaz. Siz namazı basit mi görürsünüz? Huzura çıkıyorsunuz. Huzura çıkan orada huzuru talep etmelidir ama daha abdest alırken yani kapıdan içeri girerken ayağı tökezlemiştir. Bir konuda hüküm vermek için o konunun tüm delillerini bilmek lazımdır. Mesela fıkıhsız hadis yazanın hâli, tabip olmayıp aktarlık yapan gibidir. Dükkanında türlü devalar vardır fakat neye yaradığını bilmez. Yine hadissiz fıkıh ya-zan da attar olmayıp tabip olan gibidir, ilaçların neye yaradığını bilir fakat yanında ilaç yoktur.