Nasılsınız ?
Kırk alimi bir bir delille yendim de bir cahili kırk delille yenemedim/ İnsanı Allaha yaklaştıran kula sevdiren en güzel amel kendini bilmek imiş Dosta giden en kısa bu yol imiş var mıdır  başka bir yol bilemedim/ Seni anlayan bir dostun, sana içtenlikle nasılsın, demesi gönlündeki bütün hüznü kederi siler imiş ... KK
Kendimi bilmek iyidir!!!
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ya nice okumaktır...
İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır Okumaktan murat ne Kişi Hak'kı bilmektir, Çün okudun, bilmezsin, Ha bir kuru emektir. Okudum, bildim deme, Çok tâat kıldım deme, Eğer Hak bilmezisen, Abes yere yelmektir. Dört kitabın mâ'nisi, Bellidir bir elifte, Sen elifi bilmezsin, Bu nice okumaktır Yiğirmi dokuz hece Okursun uçtan uca Sen elif dersin hoca, Ma'nisi ne demektir Yunus Emre der hoca, Gerekse bin var hacca, Hepisinden iyice, Bir gönüle girmektir. Yunus Emre
Masal gibi Anadolu evleri İçinde yaşayanlar eski evler kadar sıcak bir bakış bir merhaba sohbete kapı açabiliyor Atlas dergi sayı 68 kasım 1998 Kuraanı Kerim evlere selam vererek izin alarak girin buyuruyor o halde bu yazıyı okuyan değerli okur gözümün nuru es selam aleyküm ve RahmetullAllah duası ile gönül kapınıza ve bu aciz kardeşinize dua bekliyorum hepinize hürmet ederim evet sizi bu anadolu lisanı ile selamlıyor dua eder dua bekleriz diyorum eski evler eski dedeler ne de güzeldi bir selamla kapı çalar dualar ile sohbet ederlerdi Victor hugo Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gerçek olgunluktur. Sadece acizler kalmakta ısrar eder diyerek herkesin vakti geldiğinde ısrar etmeden gitmesi gerektiğini ifade ediyor bu olgunluktur Anadoluyu gezen insanların ilk dikkatini çeken geleneksel anadolu evleridir bir köy sobasında sohbet ile demlenen çay lezzete lezzet katar o eski dedeler nineler hepside koltuğuna yapışmadan zamanı gelince bir hoşçakal diyip gittiler anadolu evleri kimisi ahşap kimisi kerpiçten dedelerimiz ninelerimiz ise bizlere fatihanın bereketini gösteren ton tonlar özlemedikmi ninelerimizi dedelerimizi Anadolu evleri tandırda pişen sıcak ekmeğin kokusu gönül ipliği ile örülen ipekten kıymetli dokuma halılar bize yaşayan kültürümüzü anlatıyor ve vakti gelince güz mevsimi başlıyor insan bir varmış bir yokmuş oluyor masal sonunda
Duygu ve Düşünce
Tanıklarımız olmalı efendim, tanıklarımız olmalı!
Hakikati bulmada, "Ben Varım" ifadesinin zuhuru için zannımca ne olmadığımızı bilmek ile ilk adımı atmış oluyoruz. Ne olmadığımızı bilmek, başka bir deyişle "değilleme" ifadesi esasen; mükemmellik, ayıpsızlık ve günahsızlık baskasının(!) altındaki gerçek kimliğin açığa çıkmasının nirengi noktası gibi. ​ Öyle ki 'değilleme fiili' nebevi hitaptan kopmadığı takdirde esas-ı itibarını buluyor. Lakin liyakatsizlik ile münasebet kurarsa, "orta yol" diye isimlendirilip 'kimliksizliğe' bir geçiş rampası da olması kaçınılmaz. Hata ve hatta uçuruma cam kenarı koltuktan yer ayırtmak gibi.​ "Bugün annem öldü, kim bilir belki de dündü..." Albert Camus Kafka "değilleme" yapmıyordu da ne yapıyordu burada? ​Ben annesi ölmüş bir çocuk değilim ama annem öldü. Diğer bir ihtimalle; Ben, annesi ölmüş çocuk değilim ama annesi yaşayan çocuk da değilim. ​Neyden kaçtı Kafka? Zihnindeki aradığı imajları mı doğruladı. Yaşadıklaronı yorumlamayı, anlamayı, tefsir etmeyi redderek değilleme/ ben o değilim ama bu da değilim demiyorda ne diyordu . Pekiiii değilleyen Ben, evet Sen Hafize Hanım.​ Bana "müstesna" deyin diyorsun. Peki sen müstesna mısın? Gayri müslimenin dışında mısın, hakikati bulmakta çölde, küre-i arzda sürgün, cennette yolcu musun ? Hfz.ش🌾 21.haziran.2026 ☀️'e risalelerim... ​
Duygu ve Düşünce
Kâinatta bir zerreyim Ben kendimi bilmez miyim? Zerre içinde zerreyim Ben kendimi bilmez miyim? Aşık Daimi